Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TERAZU : Ottoman Turkish

f. Terazi

TERAÎ : Ottoman Turkish

Çayıra çıkma. Otlama

TERB : Ottoman Turkish

Bir nesneyi toprakla örtmek, üstüne toprak saçmak

TERBA : Ottoman Turkish

Toprak. Yer, arz

TERBAB : Ottoman Turkish

Toprak

TERBİ' : Ottoman Turkish

Gazelin her beytine ikişer mısra ilâve ederek onu âdeta murabba (dörtlük) şekline koyma. * Dörde bölme. * Dört köşe etme

TERBİAN : Ottoman Turkish

Dört köşeli olarak. * Murabba (kare) olarak

TERBİL : Ottoman Turkish

Ayırmak

TERBİT : Ottoman Turkish

Zeytinyağı vermek

TERBİYE : Ottoman Turkish

Allah'ın emirlerine itaat ederek ruhen ve cismen yükselmeye ve yükseltmeye çalışmak. Kemale ermeğe, nizam ve emirleri dinlemeğe çalışmak. Allah rızası yolunda gitmeyi öğrenmek

TERBİYE : Ottoman Turkish

eğitim, öğretim

TERBİYEGERDE : Ottoman Turkish

f. Terbiye edilmiş. Yetiştirilmiş

TERBİYEGERDE : Ottoman Turkish

terbiye eden

TERBİYEGÂH : Ottoman Turkish

f. Terbiye yeri. Öğrenme ve yetişme yeri

TERBİYEGÂH : Ottoman Turkish

terbiye yeri

TERBİYEHANE : Ottoman Turkish

terbiye evi

TERBİYEKÂRANE : Ottoman Turkish

terbiye edercesine

TERBİYENAME : Ottoman Turkish

terbiye yazısı

TERBİYET : Ottoman Turkish

"""Terbiye"" kelimesinin Arabi okunuşudur."

TERBİYET : Ottoman Turkish

terbiye

TERBİYEVÎ : Ottoman Turkish

Terbiyeli. Terbiye ile alâkalı

TERBİYEVÎ : Ottoman Turkish

terbiye ile ilgili

TERBİŞ : Ottoman Turkish

(Ok) yeleklemek

TERBUB : Ottoman Turkish

İşe vurulmamış davar

TERCEMAN : Ottoman Turkish

(Tercüman) Terceme eden. Bir dilden başka bir dile çeviren. * Birisinin veya bir şeyin maksadını anlatmaya, bir şeyi tasvir ve ifadeye vasıta olan