Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TİCÂRET : Ottoman Turkish

alım satım işi

TİCÂRETGÂH : Ottoman Turkish

alım satım yeri

TİFFAN : Ottoman Turkish

Her nesnenin vakti

TİFLİS : Ottoman Turkish

Gürcistanda bir şehir

TİH : Ottoman Turkish

Gülen kimsenin gülerken çıkardığı ses

TİL' : Ottoman Turkish

Etrafına çok iltifat eden kişi. Etrafdakilerle şakalaşan kimse

TİL'ABE : Ottoman Turkish

Oynaşmak

TİLAD : Ottoman Turkish

Köle, hayvan, mülk, mal gibi şeyler. * Kendi yanında eskiden beri mevcud olan ve yeni olmuş olan şey

TİLAL : Ottoman Turkish

(Tell. C.) Kümeler, yığınlar. Tepeler

TİLAMİZ(E) : Ottoman Turkish

(Bak: Telâmiz)

TİLAVET : Ottoman Turkish

Okumak. Takib etmek, arkasına düşmek

TİLAVET-İ KUR'ÂN : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'i usulüne göre okumak, mânâsını tefekkür etmek

TİLHAH : Ottoman Turkish

Devamlı olarak bir yerde durmak

TİLKA : Ottoman Turkish

yön, taraf

TİLKA' : Ottoman Turkish

Taraf, yön, cihet. * Hiza. * Mülâkat. Görüşmek ve buluşmak

TİLKA-İ NEFİS : Ottoman Turkish

Nefis tarafından. Nefis cihetinden

TİLLE : Ottoman Turkish

f. İşlenmemiş altın

TİLMİZ : Ottoman Turkish

Çırak. Talebe. Kalfa

TİLMİZ : Ottoman Turkish

öğrenci

TİLMİZİYET : Ottoman Turkish

Talebelik, tilmizlik, öğrencilik

TİLMİZÂNE : Ottoman Turkish

f. Talebe gibi. Tilmize yakışır surette

TİLTAL : Ottoman Turkish

Hareket ettirmek

TİLTİLE : Ottoman Turkish

Sabırsız olmak. * İşi güç olmak. * Hurma çöpünden yapılan bardak

TİLV : Ottoman Turkish

Tâbi

TİLÂVET : Ottoman Turkish

okuma