Turkish
VA : Ottoman Turkish
"""Vah, yazık"" meâlinde olup hayf, hasret, esef gibi kelimelerle birlikte söylenir. (Buna Arabçada ""edât-ı nüdbe"" denir.)Türkçede bunun yerine; vâh, vây, eyvâh edatları kullanılır. Bunlar bâzan şiddet ve te'yid için tekrar edilir."
VA ESEFA : Ottoman Turkish
Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık!
VA HASRETA : Ottoman Turkish
Vah vah! Ne yazık ki! (Teessür bildirir.)
VA' : Ottoman Turkish
Çakal
VA'B : Ottoman Turkish
Ulaştırmak, vardırmak. * Toplamak, cem'etmek
VA'D : Ottoman Turkish
"Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus. Bir şeyi yapmak veya bir şey için söz vermek va'ddır. Hayır işlenecek iş için masdar ""va'd"" veya ""vaide"" dir. İşlenecek şey şer ise; ev'ide denir. Masdarı ""Îâd: $ "" dır. Va'd hayırda, îâd ve vaîd şerde kullanıldığına göre; vaîd: $ masdarı şerre niyet ettiğini, korkulacak iş işleyeceğini haber vermekle korkutmaktan ibarettir."
VA'DE : Ottoman Turkish
Bir iş için önceden belli edilen zaman. Bir işi te'hir etmek, sonraya bırakmak için olan belli vakit. * Ecel
VA'K : Ottoman Turkish
Sıtma ve harareti
VA'K(A) : Ottoman Turkish
Yaramaz huylu kişi
VA'KE : Ottoman Turkish
Cenk yeri, dövüş alanı
VA'L : Ottoman Turkish
Sığınacak yer
VA'N : Ottoman Turkish
Sığınacak yer, melce'. * Ot yetişmeyen taşlık ve sert yapılı arazi
VA'R : Ottoman Turkish
(Va'ra) Sağlam yer, sert yer
VA'S (VÜUSE) : Ottoman Turkish
(C: Vuasâ) şiddet, mihnet
VA'VA' : Ottoman Turkish
İnsan topluluğu. * Sesler
VA'Z : Ottoman Turkish
Dinî mes'eleler üzerinde konuşup nasihat etmek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma
VA-MANDE : Ottoman Turkish
Geride kalmış
VAAD : Ottoman Turkish
(Bak: Va'd)
VAAD : Ottoman Turkish
söz verme
VAAZ : Ottoman Turkish
(Bak: Va'z)
VAAZ : Ottoman Turkish
dini konuşma
VABESTE : Ottoman Turkish
f. Bağlı, mütevakkıf, olması bir şeye bağlı olan.(Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. M.)
VABİL : Ottoman Turkish
Yağmur. İri katreli yağmur
VACİD(E) : Ottoman Turkish
Vücuda getiren. * Varlıklı. Fâtır. Gani ve zengin. * Mevcud olan
VACİFE : Ottoman Turkish
Muztarib olan. Istırab çeken. Korkan. * Sallana sallana yürüyen
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani