Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
VAKT-İ HAZAR : Ottoman Turkish

Barış zamanı

VAKT-İ HÂCET : Ottoman Turkish

İhtiyaç vakti. Lüzumlu vakit

VAKT-İ MERHUN : Ottoman Turkish

Belli edilen, muayyen bir zaman

VAKT-İ TEFRİH : Ottoman Turkish

Tıb: Çiçek hastalığı aşısının yapılmasından te'sirini gösterinceye kadar geçen zaman

VAKT-İ ZEVAL : Ottoman Turkish

Güneşin tam ortada, bize göre doğu ve batı ortasında bulunduğu ve gölgenin gündüzde en kısa olduğu zaman. Zeval vakti

VAKTAKİ : Ottoman Turkish

f. Ne vakit ki, o zaman ki, olduğu vakit

VAKTAKİ : Ottoman Turkish

ne zaman ki

VAKTEN : Ottoman Turkish

Vakit ve zamanca

VAKUD : Ottoman Turkish

Odun, kömür gibi yakılacak şeyler

VAKUR : Ottoman Turkish

Ağırbaşlı, temkin sahibi. İzzetli, vakarlı

VAKURANE : Ottoman Turkish

f. Ağırbaşlılıkla. Düşünce ve tedbirlilikle. Temkinle

VAKVAK : Ottoman Turkish

Korkak kişi. * Hindistan'da Vakvak beldesinde yetişen bir ağaçtır. Yüz zira' miktarı boyu olur, kalkan gibi yassı yaprağı olur

VAKVAKA : Ottoman Turkish

Kurbağa, tavuk, kuş sesi veya köpek havlaması

VAKZ : Ottoman Turkish

Galebe etmek. * Şiddetle vurup ölmeye yakın etmek

VAKÂ : Ottoman Turkish

olup biten, hâdise

VAKÂHAT : Ottoman Turkish

arsızlık, utanmazlık

VAKÂNÜVİS : Ottoman Turkish

esmî tarih yazarı

VAKÎA : Ottoman Turkish

Kıtal. Öldüresiye vuruşmak. * Vak'a

VAKÎB : Ottoman Turkish

At yürürken karnı içinden işitilen ses

VAKÎH : Ottoman Turkish

Hayâsız, utanmaz, edepsiz

VAKÛR : Ottoman Turkish

ağırbaşlı

VAKIA : Ottoman Turkish

olmuş, var olan

VAKIAT : Ottoman Turkish

olanlar, olmuşlar

VAKIF : Ottoman Turkish

hayır kurumu, malı

VAKIYYE : Ottoman Turkish

Dörtyüz dirhemlik tartı