Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
YAKÎN : Ottoman Turkish

kesin biliş

YAKÎNEN : Ottoman Turkish

Hiç şübhesiz olarak, kat'i surette

YAKÎNEN : Ottoman Turkish

kesinlikle

YAKÎNİYYÂT : Ottoman Turkish

Yakînî bir surette bilinenler

YAKÎNÎ : Ottoman Turkish

Şüphe edilmeyecek ilmî halde, hiç şeksiz bilinmeğe dair

YAKÎNÎ : Ottoman Turkish

kesin, kesin bilmekle ilgili

YAKÎNÎYET : Ottoman Turkish

kesin olarak bilip inanma

YAKIK : Ottoman Turkish

Katı nesne

YAKITÎ (YAKUTÎ) : Ottoman Turkish

Kırmızı üzüm

YAKIZ : Ottoman Turkish

(C.: Eykâz) Uyanık

YALAK : Ottoman Turkish

Hayvanların su içmelerine mahsus içi oyuk kütük veya taş. Çeşmelerin musluğu altına konulan tasa da bu ad verilir

YALAN : Ottoman Turkish

(Bak: Kizb)

YALDIZ : Ottoman Turkish

t. Cilâ. * Parlatmağa yarıyan şey

YALDIZ : Ottoman Turkish

parlak sarı boya ile yapılan süs

YALE : Ottoman Turkish

f. Sığır boynuzu

YALMEND : Ottoman Turkish

f. Aile reisi. Aile başkanı

YALVANE : Ottoman Turkish

f. Kırlangıç kuşu

YAM : Ottoman Turkish

f. Posta beygiri

YAMAK : Ottoman Turkish

Yardımcı, yardak, muavin

YAMUR : Ottoman Turkish

Başının ortasında bir sürü boynuzları olan bir cins geyiğin erkeği

YAN : Ottoman Turkish

f. Hastanın sayıklaması

YANESUN : Ottoman Turkish

Anason otu

YANİ' : Ottoman Turkish

Kıvama gelmiş, olmuş. Pişkin

YANKESİCİ : Ottoman Turkish

Biçimine getirerek insanın üzerinden gizlice birşey çalan hırsız

YARA : Ottoman Turkish

f. Güç, kuvvet, kudret, takat