Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
YE'S-EFZA : Ottoman Turkish

Kederi, ye'si ve elemi artıran

YEAKİB : Ottoman Turkish

(Ya'kub. C.) Erkek keklikler

YEALİL : Ottoman Turkish

(Ya'lul. C.) Suları berrak ve saf akan göller. * Beyaz bulutlar. * Su üzerinde meydana gelen kabarcıklar. * Çift hörgüçlü develer

YEASİB : Ottoman Turkish

(Ya'sub. C.) Reisler, başkanlar, başlar. * Arıbeyleri

YEBAB : Ottoman Turkish

f. Yıkık, bozuk, harap, virâne

YEBAN : Ottoman Turkish

f. Sahra, çöl. * Issız ve tenha yer

YEBANİ : Ottoman Turkish

f. Görgüsüz, kaba. * Yabâni, kırlarda biten. * Sıkılgan, ürkek. (Bak: Yabani)

YEBES : Ottoman Turkish

Sonradan kuruyan yaş mevzi

YEBREM : Ottoman Turkish

"""Gelberi"" ismiyle bilinen bir cins demir kürek."

YEBS : Ottoman Turkish

Islak şeyin kuruması

YEBUSET : Ottoman Turkish

Kuruluk, nemsizlik, rutubetsizlik

YED : Ottoman Turkish

El. * Mc: Kuvvet, kudret, güç. * Yardım. * Vasıta. * Mülk

YED-İ BEYZÂ : Ottoman Turkish

Musa Aleyhisselâm'ın mu'cize olarak gösterdiği beyaz ve parlak eli. Bu tabir mecaz olarak keramet ve hârikulâde haller ve meziyetler hakkında kullanılır

YED-İ EMİN : Ottoman Turkish

Kanunen güvenilir kimse olarak seçilen şahıs. * Mahkemece kendisine bir şey emanet olunan kimse. * Emniyetli, tehlikesiz ve korkusuz yer. * Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir lâkabı

YED-İ KUDRET : Ottoman Turkish

Allah'ın kudreti ve kudretinin tasarrufu

YED-İ RAHMET : Ottoman Turkish

Rahmet eli, Rahmetle ihsan edilmesi

YED-İ TASARRUF : Ottoman Turkish

Sahibolma, sâhiblik

YED-İ TULÂ : Ottoman Turkish

En uzun el. * Geniş nüfuz. * Tam, çok geniş ilim ve ihtisas. * Büyük kudret

YEDAN : Ottoman Turkish

Eller. İki el

YEDEYN : Ottoman Turkish

İki el

YEDİBEYZÂ : Ottoman Turkish

eyaz el

YEDİKUDRET : Ottoman Turkish

kudret eli

YEDİYY : Ottoman Turkish

El ile dokunmuş

YEDULLAH : Ottoman Turkish

Cenab-ı Hakk'ın kudreti, yardımı