Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ZİFİL : Ottoman Turkish

Katran

ZİFR : Ottoman Turkish

"(C: Azfâr) Kir, pas. * Yük. * Kırba. (Kırba götürenlere ""Zevâfir"" derler.)"

ZİFRA : Ottoman Turkish

(C.: Zifâri) Devenin kulağı ardında terleyen yer

ZİH : Ottoman Turkish

f. Kiriş. * Yay kirişi. * Kenar çizgisi. * Kaytan, şerit

ZİHAF : Ottoman Turkish

Çokluk. * Süstlük ve zayıflık ile yürümek. * Edb: İbarede uzun okunulması gereken bir sesli harfin, vezin zarureti ile kısa okunuşu. (Bunun zıddı: İmâle'dir)

ZİHAM : Ottoman Turkish

Kalabalık, sıkışıklık

ZİHBE : Ottoman Turkish

(C. Zihâb) Yağmur katresi

ZİHİ : Ottoman Turkish

"""Şu, bu"" mânasına gelen müennes işaret zamiri."

ZİHİN : Ottoman Turkish

(Zihn) Anlama, bilme, hatırlama kuvveti. Anlama kuvvet ve istidadı. Hıfz kabiliyeti. (Bak: Dimağ)

ZİHİN : Ottoman Turkish

" ""anlama, bilme, hatırlama, ezberleme"" kabiliyeti."

ZİHLAF : Ottoman Turkish

Tehir etmek, sonraya bırakmak. * Uzaklaştırmak, ırak etmek

ZİHN-İ MAHDUD : Ottoman Turkish

Dar zihin

ZİHNEN : Ottoman Turkish

Zihin ile, düşünerek, akıl ile

ZİHNİYYET : Ottoman Turkish

Düşünce. Düşünce yolu. * Anlayış. * Kafa

ZİHNİYYET : Ottoman Turkish

düşünce, anlayış

ZİHNİYYÂT : Ottoman Turkish

Zihne ait hususlar. Zihinle ilgili meseleler

ZİHNÎ : Ottoman Turkish

(Zihniyye) Zihinle alâkalı. Zihne âit

ZİKE : Ottoman Turkish

Silâh

ZİKİR : Ottoman Turkish

anmak, Allahı daima hatırlamak

ZİKİR-HÂNE : Ottoman Turkish

Allah'ın çok çok zikredildiği yer. Mescid, câmi. Ehl-i tarikatın toplanıp Allah'ı zikrettikleri yer. Tekke

ZİKİRHÂNE : Ottoman Turkish

zikir evi

ZİKR : Ottoman Turkish

"(Zikir) Anmak, hatırlamak. Anılmak. * Allah'ı (C.C.) çok çok anıp azametini düşünmek ve esmâ-i hüsnâsını okuyup tefekkür etmek. * Kur'ân-ı Kerim'in bir ismi.(İ'lem eyyühel aziz! Tohum olacak bir habbenin kalbi yani içi delindiği zaman, elbette sünbüllenip neşvü nemâ bulamaz; ölür gider. Kezâlik, ene ile tâbir edilen enâniyetin kalbi, Allah Allah zikrinin şua ve hararetiyle yanıp delinse, büyüyüp gafletle firavunlaşamaz. Ve Hâlik-ı Semâvat ve Arz'a isyan edemez. O zikr-i İlâhî sâyesinde (ene) mahvolur...Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celbeden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yâni şuurlara tâbi değildir. M.N.)"

ZİKR : Ottoman Turkish

zikir, anma

ZİKR-İ ALENÎ : Ottoman Turkish

Aşikâr ve açıktan toplanıp Allah'ı zikretmek

ZİKR-İ CEHRÎ : Ottoman Turkish

Yüksek sesle yapılan zikir