Turkish
ÂLEM-İ SABAVET : Ottoman Turkish
Çocukluk dünyası
ÂLEM-İ SİYASET : Ottoman Turkish
Siyâset dünyası, siyaset âlemi
ÂLEM-İ SÜFLÎ : Ottoman Turkish
"Süflilerin âlemi. Dünyâ âlemi. Âlem-i şehadet, âlem-i nâsut. (Bak: Nâsut)(Şu kâinata nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azim bir şecere mânasında görünür. Ve şecerenin nasıl dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri vardır. Şu şecere-i hilkatin de bir şıkkı olan âlem-i süflinin: Anasır, dalları; nebatat ve eşcar, yaprakları; hayvanat, çiçekleri; insan, meyveleri hükmünde görünür. Sâni-i zülcelâl'in, ağaçlar hakkında câri olan bir kanunu, elbette şu şecere-i âzamda da câri olmak, mukteza-yı ism-i Hakîm'dir. S.)"
ÂLEM-İ TEKVİN : Ottoman Turkish
Devamlı değişen. Vücud ve hudus âlemi
ÂLEM-İ ULVÎ : Ottoman Turkish
Ulvi âlem, ruhlar âlemi
ÂLEM-İ ZUHUR : Ottoman Turkish
Görünen âlem, şahâdet âlemi, şu anda içinde yaşadığımız âlem
ÂLEM-İ ŞAHADET : Ottoman Turkish
Şahâdet âlemi. Bu dünya. Cenâb-ı Hakkın âyetlerine ve emirlerine imân edenlerin, hakka, hakikate şahadette bulundukları ve Allah'a itaat ve ibadetle mükellef oldukları dünya âlemi.(Âlem-i şahadet, avâlim-i guyub üstünde tenteneli bir perdedir. M.)
ÂLEM-İ ŞUHUD : Ottoman Turkish
Bilip keşfedilen, görür gibi bilinen âlem. Görünen âlem. Dünya. Kâinat
ÂLEM-PENAH : Ottoman Turkish
f. Cihanın sığındığı (yer veya saha)
ÂLEM-SUZ : Ottoman Turkish
f. Cihanı yakan
ÂLEM-TAB : Ottoman Turkish
f. Dünyayı aydınlatan, cihanı parlatan
ÂLEMANE : Ottoman Turkish
f. Dünya ile ilgili. Dünyevî
ÂLEMEYN : Ottoman Turkish
İki âlem. Dünya ve âhiret
ÂLEMGİR : Ottoman Turkish
f. Bütün âleme yayılan, cihanı kaplayan, dünyayı zapteden
ÂLEMİYAN : Ottoman Turkish
(Âlemî. C.) Âleme mensub olanlar, insanlar
ÂLEMNÜMA : Ottoman Turkish
f. Dünyayı gösteren
ÂLEMPESEND : Ottoman Turkish
f. Bütün herkesin hoşuna gidip beğendiği şey
ÂLEMÂRÂ : Ottoman Turkish
f. Dünyayı, âlemi süsleyen
ÂLEMÎ : Ottoman Turkish
(C.: Âlemiyan) (Âlem. den) Dünyaya ait. İnsan
ÂLEMÎN : Ottoman Turkish
(Bak: Âlemûn)
ÂLEMÛN (ÂLEMÎN) : Ottoman Turkish
(Âlem. C.) Âlemler
ÂLEMŞÜMUL : Ottoman Turkish
Bütün dünyayı alâkadar eden, dünyayı kaplayan ve her yerde tanınmış olan
ÂLET : Ottoman Turkish
Fakir. * Dağda ve tarlada yaptıkları künbet
ÂLET-İ CERRÂHİYE : Ottoman Turkish
Cerrahların, yaraları tedaviye çalışan doktorların kullandıkları edevat, takım
ÂLET-İ KATIA : Ottoman Turkish
Kesici âlet
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani