Turkish
İKBAL-İ BEŞER : Ottoman Turkish
İnsanın saadeti
İKBALCU : Ottoman Turkish
f. İkbal ve büyüklük arayan. Onların peşinde olan
İKBALMEND : Ottoman Turkish
f. Bahtiyar, mutlu, saadetli, talihli. * Refaha, büyük bir makama erişen
İKBALPEREST : Ottoman Turkish
f. Bir mevki ve makam için hırslı olan. İkbale çok hırs duyan
İKBAR : Ottoman Turkish
Ulu görme, büyük görme veya görülme
İKBAR-I MEYYİT : Ottoman Turkish
Ölünün kabre konulması. Mevtanın gömülmesi
İKDAM : Ottoman Turkish
Gayret ve sebat ile çalışmak. İlerlemeye gayret etmek. Devamlı çalışmak. İlerlemek
İKDAMAT : Ottoman Turkish
(İkdam. C.) İlerlemeler. Sürekli çalışmalar
İKDAR : Ottoman Turkish
(Kudret. den) Kudret verme, kuvvetleştirme, güç kazandırma. Geçimini sağlama. * Birini kayırma
İKDİRAR : Ottoman Turkish
Bulanma, bulanık olma
İKDİRAR-I MÂ' : Ottoman Turkish
Suyun bulanması
İKFA' : Ottoman Turkish
Edb: Sesleri birbirine yakın olan harflerle kafiye yapmak
İKFAL : Ottoman Turkish
Kilitlenmek, kilitlemek, kilit takmak
İKFAR : Ottoman Turkish
Birisine kâfir demek, kâfir denilmek
İKHAT : Ottoman Turkish
Kuraklığa uğratma, kıtlığa uğratma
İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK : Ottoman Turkish
"Mc: ""Pek süslü"" yerine kullanılır bir tabirdir. Osmanlı altını iki dirhem bir çekirdek ağırlığında olduğu için bu tâbir meydana gelmiştir."
İKİ ELİ YAKASINDA OLMAK : Ottoman Turkish
Mecaz yoluyla âhiret gününde birinden hakkını aramak
İKİLİK : Ottoman Turkish
t. İki kuruş kıymetindeki eski gümüş para. * İki kısımdan meydana gelmiş. * Ayrılık, ihtilâf, ikiye bölünme, iki taraf olma
İKİNDİ DİVANI : Ottoman Turkish
t. Tanzimattan evvel sadrazamların kendi konaklarında yaptıkları divanlar. Bu divan ikindi namazından sonra toplandığı için bu adı almıştı. Bâb-ı Âlî teşkilâtının ilk şekli olarak Divan-ı Hümayun, muayyen günlerde toplandığı zaman, vezir-i azamlar da divanda bitirilemeyen veya arza lüzum görülmeyen işleri kendi konaklarında salı ve perşembenin haricindeki günlerde hallederlerdi. Sadrazamdan başka hiçbir vezir, ikindi divanı aktedemezdi. (O.T.D.S.)
İKİÇİFTE : Ottoman Turkish
t. Dört kürekli kayık
İKLAB : Ottoman Turkish
Tersine çevrilme, çevirmek. Tersine döndürmek
İKLAL : Ottoman Turkish
(Kıllet. den) Azaltma, miktarını indirme. * Az bulma, az görme
İKLİL : Ottoman Turkish
Hz. Peygamber'in (A.S.M.) Zebur'da geçen bir ismidir. Müzeyyen tâç manâsına da gelir
İKLİM : Ottoman Turkish
(Bak: Iklim)
İKMAH : Ottoman Turkish
Buğdayı un yapma. Buğday yetiştirme. * Kafa tutmak, kibir ve azametle karşı gelmek
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani