Turkish
İMARAT : Ottoman Turkish
(İmaret. C.) İmaretler, genel aşevleri
İMARET : Ottoman Turkish
Mâmur etmek, şenlendirmek. Mâmurluk. * Hayrat için fakirlere yemek verilen yer. (Bak: Amâir)
İMARET KEMERİ : Ottoman Turkish
Eskiden medresenin en güçlü, kuvvetli, kıdemli ve sözü dinlenen talebesi hakkında kullanılır bir tabirdi. Ayrıca bu tabir, medrese talebelerinden iaşe işlerine bakmak üzere bir sene müddetle seçilenler hakkında da kullanılırdı. Bunlar, bellerine kemer taktıkları için bu isim verilmişti
İMATA : Ottoman Turkish
Uzaklaştırma yahut uzaklaştırılma
İMATE : Ottoman Turkish
Ölü hale getirmek. Öldürmek. Fena etmek
İMATE-İ VAKT : Ottoman Turkish
Vakit öldürme. Boşu boşuna zaman harcama
İMBİK : Ottoman Turkish
(Bak: İnbik)
İMDAD : Ottoman Turkish
"Yardım. Yardıma yetişmek. ""Yetişin, kurtarın"" mânasında da kullanılır. * Yardıma gönderilen kuvvet. * Vâdeyi uzatmak. Mühlet vermek."
İMDADİYE : Ottoman Turkish
"Savaş zamanlarında harp masrafını karşılamak, sulh vaktinde de bütçe açığını kapatmak için halktan alınan örfi vergi. Harp için alınana ""imdadiye-i seferiye"", açığı kapatmak gayesiyle alınana da ""imdadiye-i hazariye"" denilirdi."
İMECE : Ottoman Turkish
Köyün umumi işlerinde veya köylünün kendi işlerinde köy halkının müştereken çalışması. Beraberce birçok kimsenin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin işini halletmesi ve herkesin işinin sıra ile bitirilmesi
İMHA : Ottoman Turkish
Keskinletme, bileme
İMHAK : Ottoman Turkish
Kararma. * Bereketsiz
İMHAL : Ottoman Turkish
Mühlet verme. Sonraya kalmasına müsaade etme
İMHAR : Ottoman Turkish
Hâtun için mehr tayin etmek. Evleneceği kız veya kadın için mehr tayin etmek
İMHAZ : Ottoman Turkish
Doğrulukla yapma
İMKÂN : Ottoman Turkish
Mümkün olmak. Olacak hâlde bulunmak. (Bak: Hudus)
İMKÂN-I AKLÎ : Ottoman Turkish
Man: Aklen mümkün bilinen. * Aklen mümkün olma
İMKÂN-I VEHMÎ : Ottoman Turkish
Vehimle bir şeyi mümkün görmek, zannetmek
İMKÂN-I ZİHNÎ : Ottoman Turkish
"Bir şeyin mümkün olabileceğini zihinle düşünmek.(Vesveseli adam imkân-ı zâtî ile imkân-ı zihnîyi birbiriyle iltibas eder. Yani, bir şeyi zâtında mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen meşkuk tevehhüm eder. Halbuki, İlm-i Kelâm'ın kaidelerindendir ki; imkân-ı zâtî ise, yakîn-i ilmîye münâfi değil ve zaruret-i zihniyyeye zıddiyyeti yoktur. Meselâ: Şu dakikada Karadeniz'in yere batması zâtında mümkündür ve o imkân-ı zâtî ile muhtemeldir. Halbuki yakînen o denizin yerinde olduğunu hükmediyoruz. Şüphesiz biliyoruz ve o ihtimâl-i imkânî ve o imkân-ı zâtî bize şek vermez, bir şüphe getirmez, yakînimizi bozmaz. Meselâ: Şu güneş zatında mümkündür ki, bugün gurub etmesin veya yarın tulu' etmesin. Halbuki bu imkân, yakînimize zarar vermez, şüphe getirmez. İşte bunun gibi, meselâ: Hakaik-ı imâniyeden olan hayat-ı dünyeviyenin gurubuna ve hayat-ı uhreviyyenin tuluuna, imkân-ı zâtî cihetinde gelen vehimler, yakîn-i imanîye zarar vermez. Hem ""lâ ibrete li-l-ihtimali-l-gayri-n-nâşi an delilin"" yani: ""Bir delilden neş'et etmeyen bir ihtimalin hiç ehemmiyeti yoktur"" olan kaide-i meşhure, hem usul-üd din, hem usul-ü fıkhın kaide-i mukarreresindendir. S.)"
İMKÂN-I ZÂTÎ : Ottoman Turkish
Vukuu mümkün olan iş. Bir şeyin, aslında mümkün olması
İMKÂN-I ÂDÎ : Ottoman Turkish
Zâtında dâima mümkün olan. Her zaman olabilen. Olmasında bir mânia bulunmayan
İMKÂN-I ÖRFÎ : Ottoman Turkish
Emsaline pek az rastlanan hârika bir âdet veya keramet gibi
İMKÂNAT : Ottoman Turkish
Varlığı da yokluğu da mümkün olanlar. Ademle vücudu müsavi olanlar. Var olmasında başkasına muhtaç bulunan şeyler
İMLA : Ottoman Turkish
Doldurma, doldurulma. * Yazı yazma. (Dikte) * Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. * Müddeti mühlet vererek uzatma
İMLAK : Ottoman Turkish
Mülk sahibi olmak. * Bey etmek. * Evlendirmek
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani