Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İSTİKAK : Ottoman Turkish

Bitkilerin sık ve çok olmalarından dolayı birbirine dolaşık olmaları

İSTİKAMET : Ottoman Turkish

Hatt-ı hareketi doğru olmak. Doğruluk, nâmuslu hareket. Her işte itidal üzere bulunmak. Adâletten, doğruluktan ayrılmayıp, diyânet ve akıl içinde yürümek. * Allah'a kulluk etmek. * Bir şeyin bir tarafa doğru olarak uzanması. * Yön, cihet

İSTİKAN : Ottoman Turkish

Şüphesiz ve zansız olmak

İSTİKAZ : Ottoman Turkish

Uykudan uyanmak

İSTİKBAH : Ottoman Turkish

(Kabih. den) Çirkin görme, ayıplama, kabih sayma

İSTİKBAL : Ottoman Turkish

Ati, gelecek zaman. * Karşılayış, gelen bir kimseyi karşılamak

İSTİKBAL-BÎN : Ottoman Turkish

f. Geleceği bilen ve gören

İSTİKBAL-İ KIBLE : Ottoman Turkish

Kıbleye, Kâbe istikametine yönelmek

İSTİKBALEN : Ottoman Turkish

Karşılayarak, karşılamak üzere. * Gelecek zamanda, ilerde

İSTİKBALİYYE : Ottoman Turkish

Edb: Yeni gelen bir kimsenin karşılanması sebebiyle yazılan manzume

İSTİKBALÎ : Ottoman Turkish

Gelecek zamanla alâkalı. İstikbale mensub

İSTİKBAR : Ottoman Turkish

(Kibr. den) Önemseme, ehemmiyet verme. * Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk

İSTİKDAM : Ottoman Turkish

Önde bulunma, öne geçme. * Çok ayaklı olma. Ayaklarının adedi fazla olma

İSTİKDAR : Ottoman Turkish

Cenab-ı Allah'dan (C.C.) hayırlı şeylerin olmasını isteme

İSTİKFA : Ottoman Turkish

Bir kimsenin başına veya ensesine sopa ile vurma

İSTİKFAF : Ottoman Turkish

(Kifâf. dan) Kanaat etme, az şeyi yeter bulup râzı olma. * Yetişme. * Dilenci gibi el uzatma

İSTİKFAL : Ottoman Turkish

(Kefâlet. den) Kefil olma, kefilliği kabul etme

İSTİKLA : Ottoman Turkish

Te'hir etme. Sonraya bırakma. * Alıkoyma, mâni olma, engel olma. * Veresiye alma, borç olarak alma

İSTİKLÂL : Ottoman Turkish

(Kıllet. den) Kendi başına olmak, kimseye bağlı olmayış, müstakil oluş. * Az bulma, kâfi görmeme. * Rey sahibi olup keyfi iş görme ve başkasının emrine ve fikrine tâbi olmaktan uzak kalma

İSTİKLÂLCU : Ottoman Turkish

f. İstiklâl arayan. Müstakil olmak, hür olmak için çalışan

İSTİKLÂLİYET : Ottoman Turkish

İstiklâl üzere bulunma. Hür ve müstakil olma. Başlı başına buyruk olma

İSTİKMAL : Ottoman Turkish

Bir şeyin olgunluğa, kemale erdirilmesi. İkmal etmek. Eksiksiz ve tam oluş, tam ve kâmil olmak

İSTİKNAH : Ottoman Turkish

(Künh. den) Bir şeyin hakikatını ve künhünü araştırma

İSTİKNAN : Ottoman Turkish

Gizlenme, saklanma

İSTİKRA' : Ottoman Turkish

Kiralamak, kiraya vermek