Turkish
İTTİAZ : Ottoman Turkish
(Va'z. dan) Nasihat ve öğüt dinleme
İTTİBA' : Ottoman Turkish
Tabi' olma. Arkasından gitme. İtaat etme. Tebaiyyet ve imtisal etme.(Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzun reçetesi: İttiba-ı Kur'andır! M.)(Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibaını istilzam edip intac ediyor. Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibaından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip, bid'alara giriyor! L.)(Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullah'a ittiba' edilecek. İttiba' edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur! L.)
İTTİBAEN : Ottoman Turkish
Tâbi olarak, ittiba ederek, uyarak
İTTİCAH : Ottoman Turkish
Bir cihete gitmek, yönelmek. Teveccüh etmek
İTTİCAR : Ottoman Turkish
Ticaret yapma. * İlâç kullanma.İTTİFAK
Beraber hareket için sözleşmek. İttihad ve muvafakat etmek. Söz birliği etmek. Anlaşmak. (Bak: İhtilaf, Ehakk)(İttifak hüdâdadır, hevâda ve heveste değil.)
İTTİFAKA : Ottoman Turkish
Rast gelme
İTTİFAKAN : Ottoman Turkish
Birleşerek, anlaşarak
İTTİFAKAT : Ottoman Turkish
(İttifak. C.) İttifaklar, sözleşmeler, ittihadlar
İTTİFAKİYYAT : Ottoman Turkish
Tesadüfle olan şeyler
İTTİFAKPEZİR : Ottoman Turkish
f. İttifak ve ittihad kabul eden
İTTİFAKÎ : Ottoman Turkish
(İttifakiyye) Birleşmeye, sözleşmeye, ittifaka veya uyuşmaya ait. Tesadüfle, rastgele
İTTİHAB : Ottoman Turkish
(Hibe. den) Karşılıksız olarak verilen bir bağışı kabul etme
İTTİHAD : Ottoman Turkish
Birleşmek. Birlik üzere âmil olmak. Birlik. Aynı fikirde olmak. (Bak: İhtilaf)
İTTİHAD VE TERAKKİ : Ottoman Turkish
1918 tarihine kadar devam eden ve Osmanlı Devletinin son zamanlarında mühim rol oynamış bir siyasî parti. (Bak: Tanzimat)
İTTİHAD-I İSLÂM : Ottoman Turkish
"İslâm birliği. (Azametli bahtsız bir kıt'anın, şanlı tâli'siz bir devletin, değerli sâhibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır. M.)İttihad-ı İslâmın varlığı ve devamı için:
İslâm milliyetini esas alıp, menfi unsuriyet fikrini bırakmak.
İslâm dünyasındaki dini cemaatler, gayede ve dinî esaslarda ittifak edip teferruat meseleleri medar-ı niza etmemek.
İslâm devletleri arasında meşveret-i şer'iyeyi yapmak.Bunlar en ehemmiyetli sebeplerinden üç tanesidir."
İTTİHAD-I MENAFİ' : Ottoman Turkish
Menfaatlerin bir ve ortak oluşu. İş birliği
İTTİHAD-I MUHAMMEDÎ CEMİYETİ : Ottoman Turkish
Süheyl Paşa, Mehmed Sadık, Ferik Rıza Paşa, Derviş Vahdeti ve arkadaşları tarafından İstanbul'da 5 nisan 1909 tarihinde kurulan bir cemiyettir
İTTİHAD-I UMUMÎ : Ottoman Turkish
Umumi ittihad. Bütün insanların birleşmesi
İTTİHAD-I ÂRÂ : Ottoman Turkish
Rey ve fikir birliği
İTTİHAM : Ottoman Turkish
Suç altında bulunmak. Suçlamak. Töhmet altında olmak. Suçlandırmak. (İtham yerine de kullanılır)
İTTİHAZ : Ottoman Turkish
"Edinmek. Kabullenmek. ""Öyle"" diye bakmak. Kabul etmek."
İTTİKA : Ottoman Turkish
Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek. Takvâ ile amel etmek. (Bak: Amel-i salih)
İTTİKAN : Ottoman Turkish
Muhkem yapılmak. Esaslı ve şüphesiz yakından bilmek
İTTİKAR : Ottoman Turkish
Vakar, gurur ve büyüklük gelme
İTTİKÂ' : Ottoman Turkish
Dayanmak. Yaslanmak. * Oturmak
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani