Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SÜSTÎ : Turkish Risale

f. Gevşeklik, uyuşukluk, tembellik

SÜTA' : Turkish Risale

Nezle

SÜTAHÎ : Turkish Risale

Oturak yeri büyük olan kişi

SÜTRE : Turkish Risale

Perde. Örtü. Perdelenecek şey. * Namaz kılarken kıble cihetinde duvar ve sâir olmadığından, önden geçenlerin namaza zarar vermemeleri için, ön tarafa dikilen şey. (En az altmış cm. yükseklik)

SÜTRE-İ BEYZÂ : Turkish Risale

Beyaz perde

SÜTRE-İ HADRÂ : Turkish Risale

Yeşil perde

SÜTU' : Turkish Risale

Zâhir olmak, görünmek. * Yükselmek, yüksek olmak

SÜTUDE : Turkish Risale

(C.: Sütudegân) f. Övülmüş, medhedilmiş. * Övülüp medhedilmeğe değer

SÜTUH : Turkish Risale

f. Yorgun, bezgin. * Sıkıntılı, kederli. * Beceriksiz

SÜTUN : Turkish Risale

f. Direk, amud, rükün. Silindir biçiminde destek. * Gazete veya kitap sahifelerinde yukarıdan aşağıya olan bölünmüş kısımlardan herbiri. Kolon

SÜTUR : Turkish Risale

(Bak: Sutur)

SÜTURBÂN : Turkish Risale

f. Hayvana bakan. Seyis

SÜTURDÂN : Turkish Risale

f. Ahır

SÜTUT : Turkish Risale

Zulmet, karanlık. * İnsanlara zahmet verenler

SÜTÜRDE : Turkish Risale

f. Tıraş edilmiş. Yontulmuş

SÜTÜRE : Turkish Risale

f. Ustura

SÜTÜRG : Turkish Risale

f. Büyük, iri, muazzam

SÜVA' : Turkish Risale

Geceden bir parça. * Nuh Aleyhisselâm'ın kavminin taptıkları put

SÜVAF : Turkish Risale

Fena, helâk, mahvolma. * Hayvanların ölümü

SÜVAR : Turkish Risale

f. Ata binmiş. Binici

SÜVAR OLMAK : Turkish Risale

Ata binmek. Yola çıkmak

SÜVARÎ : Turkish Risale

Atlı asker, atlı. * Gemi kaptanı

SÜVBA' : Turkish Risale

Gittikten sonra yine dönmek

SÜVER : Turkish Risale

(Sure. C.) Sureler

SÜVEYDA : Turkish Risale

Siyahlık