Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Risale

Turkish Risale
A'SÂB-I MUHARRİKE : Turkish Risale

Hissi, duyguyu vücuttaki haber merkezine bildiren sinirler. Hareket ettirici sinirler

A'SÂM-ÜL YÜMNÂ : Turkish Risale

Sağ ayağı beyaz olan at, geyik veya koyun

A'SÂR-I SÂLİFE : Turkish Risale

Geçmiş yüzyıllar. Geçmiş asırlar

A'TAF : Turkish Risale

(Atf. dan ) En âtifetli. Pek müşfik, çok merhametli adam. * Boynuzları birbirine eğilmiş koyun. (Müe: Atfâ')

A'VAK : Turkish Risale

(Avk. C.) Mani olmalar. Alıkoymalar, durdurmalar. Vazgeçirmeler

A'VAM : Turkish Risale

Yıllar. Seneler

A'VAN : Turkish Risale

Yardımcılar. Etbâlar

A'VAZ : Turkish Risale

Karşılıklar. Bedeller. (Bak: İvâz)

A'VEC : Turkish Risale

Eğri büğrü

A'VED : Turkish Risale

Ençok faydalı

A'VER : Turkish Risale

Tek gözlü. Bir gözü kör. Yek-çeşm.(Âhirzamanda gelecek Süfyan adındaki bir zâlimden "Aver" diye rivayetlerde bahsedilmesi, sadece dünyayı görecek bir gözü olduğu ve âhireti görecek imân gözünün olmadığından kinayedir.)

A'VEZ : Turkish Risale

Mânâsı anlaşılmayan şey. * Anlaşılması zor olan şiir

A'YA : Turkish Risale

En kudretsiz, kabiliyetsiz. İktidarı hiç olmayan

A'YAD : Turkish Risale

(İd. C.) Bayramlar

A'YAN : Turkish Risale

(Ayn. C.) Gözler. * Bir yerin ileri gelenleri. * Meclis âzaları. Senato âzaları. * Muayyen ve müşahhas olan şeyler. * Altınlar. * Kaymakam

A'YAN-I SÂBİTE : Turkish Risale

Tas: İlm-i İlâhide eşyanın ezelden beri sâbit olan sûret ve hakikatları. Mevcudat-ı ilmiye. (Bak: Adem-i hâricî)

A'YAR : Turkish Risale

(Ayr. C.) Eşekler

A'YEN : Turkish Risale

Büyük ve iri gözlü. * Bakılan yer. * Çok açık, pek belli, bâriz

A'YES : Turkish Risale

(C.: İys) Beyaz deve

A'YÜN : Turkish Risale

(Ayn. C.) Gözler, aynlar. * Çeşmeler, pınarlar. Menba'lar

A'ZA : Turkish Risale

(Uzv. C.) Bedenin her bir uzvu. * Bir cemiyete mensup kimse

A'ZA-YI DÂHİLİYE : Turkish Risale

İç organlar

A'ZAM : Turkish Risale

Çok büyük. En büyük. Daha büyük

A'ZAM-I ESBAB : Turkish Risale

Sebeplerin en büyüğü

A'ZAMÎ : Turkish Risale

En fazla, en çok, nihayet derecede