Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TEKFİR : Turkish Risale

Birisine "kâfir" deme, kâfirliğine hükmetme. * Ortadan kaldırma, yok etme. * Setretme, örtme. * Keffaret verme. * Elini göğsüne koyup tevazu yapma

TEKFİR-İ YEMİN : Turkish Risale

Yeminin keffaretini vermek. Yemin bozan bir kimsenin ceza olarak ödediği para, tuttuğu oruç. (Bak: Keffaret)

TEKFİR-İ ZÜNUB : Turkish Risale

Günahları örtme, affetme

TEKHİL : Turkish Risale

(Kuhl. dan) Göze sürme çekme

TEKLÎ : Turkish Risale

Hapsetmek

TEKLİB : Turkish Risale

Köpeğe av öğretmek

TEKLİC : Turkish Risale

Yüzünü ekşitmek

TEKLİF : Turkish Risale

Zor birşey istemek. Bir vazife ileri sürmek. * Sıkılgan ve resmi davranış. İçli dışlı olmayan çekingen muâmele. * Vergi yüklemek. * Vazife vermek. * Cenab-ı Hakk'ın, insanları, emir ve nehiyleri üzerine hareket etmeğe vazifelendirmesi. * Fık: Şeriat-ı İslâmiyenin, ehliyet ve salâhiyet sahibi olan insanlara bir takım vazifeler yapmalarını ve bir kısım şeyleri de terketmelerini emir ve ilzam buyurmasıdır. Bunlar ile öylece dinen me'mur ve vazifeli olan bir insana mükellef denir. Çoğulu: Mükellefîn'dir. (Bak: Ahlâk-ı hasene)(Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervah-i âliye ile ervah-ı sâfile müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. S.)(S
Diyorsun ki: "Teklif, saadet içindir. Halbuki ekser-i nâsın şekavetine sebeb, teklifdir. Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?"C
Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyarî ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeye insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenahi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır. Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nema bulamazdı. Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun manen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve eterakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren, Peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemalât-ı vicdaniye ve ahlâk-ı hasene tamamen yok olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir. Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebeb olmuştur. Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlâhiyyeyi reddetmişlerse de, teklifin bazı nevi'lerinden süzülen terbiyevî, ahlâkî vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevi'lerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar. İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hali kâfir değildir. İ.İ.)

TEKLİF-İ MÂLÂ-YUTAK : Turkish Risale

Ağır ve güç yetmez olan teklif. Dayanılmaz teklif

TEKLİF-İ İLÂHÎ : Turkish Risale

Allah'ın teklifi, yani emirleri

TEKLİFÂT : Turkish Risale

Teklifler

TEKLİL : Turkish Risale

(İklil. den) Taç giydirme

TEKLİM : Turkish Risale

Söyletmek. * Yaralamak, mecruh etmek

TEKLİS : Turkish Risale

(Kils. den) Kireç hâline getirme. Kireçleştirme

TEKMİD : Turkish Risale

Soğuk veya ılık su ile yapılan pansuman

TEKMİL : Turkish Risale

Bitirmek, tamamlamak. Kemâle erdirmek. * Tam, bütün, eksiksiz

TEKMİLE : Turkish Risale

(Kemâl. den) Eksikleri tamamlamak için sonradan yapılan şey, ek. İlâve

TEKMİM : Turkish Risale

Ağaç çiçek verecek vaktinde gılafıyla tomurcuğunu çıkarıp izhâr etmek

TEKMİN : Turkish Risale

(Kemin. den) Pusuya yatırma, sipere yerleştirme

TEKNOLOJİ : Turkish Risale

Fr. Teknik bilgiler. Matematik, Kimya ve Fizik ilminden elde edilen bilgiler

TEKNİK : Turkish Risale

Fr. Fizik, Kimya ve Matematikten elde edilen bilgilerin tatbik edilmesi

TEKNİSYEN : Turkish Risale

Fr. Bir işin, ilim tarafından daha çok tatbikatiyle uğraşan. Tatbikatla uğraşan kimse

TEKNİYE : Turkish Risale

(Künye. den) Künyeleme, künye koyma

TEKRAR : Turkish Risale

(Kerr. den) Bir şeyi iki veya daha fazla yapma. * Bir daha, yine, yeniden

TEKRARAT : Turkish Risale

Tekrarlamalar. Aynı şeyi bir kaç defa yapma