Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
UCB : Turkish Risale

(Ucub) Kibir, gurur. Kendini beğenmişlik. Ameline, yaptıkları işe güvenmek. * Varlığı nâdir olan şeyi görünce istiğrab etmek hâli. * Yabancı kadın taifesiyle beraber oturmak ve konuşmaktan pek hoşlanan.(Arkadaş! Ye'se düşen adam, azabdan kurtulmak için istinad edecek bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar hasenât ve kemâlâtı var, hemen o kemâlâtına bel bağlar. Güvenerek der ki: "Bu kemalât beni kurtarır, yeter" diye bir derece rahat eder. Halbuki a'mâle güvenmek ucubdur. İnsanı dalâlete atar. Çünkü insanın yaptığı kemalât ve iyiliklerde hakkı yoktur; mülkü değildir, onlara güvenemez. Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. Çünkü, kendisinin eser-i san'atı değildir. O vücudu yolda bulmuş, lekita olarak temellük de etmiş değildir. Kıymeti olmayan şeylerden olduğu için yere atılmış da insan almış değildir. Ancak, o vücut havi olduğu garip san'at, acip nakışların şehadetiyle, bir Sani-i Hâkim'in dest-i kudretinden çıkmış kıymettar bir hane olup, insan o hanede emâneten oturur. O vücudda yapılan binlerce tasarrufattan ancak bir tane insana aittir. M.N.)

UCB-ÜZ ZENEB : Turkish Risale

(Bak: Acb-üz-zeneb)

UCBE : Turkish Risale

Acaib ve şaşılacak şey

UCCAB : Turkish Risale

(C.: Eâcib) Şaşırıp taaccüp edecek nesne

UCCET : Turkish Risale

Kaygana aşı

UCD : Turkish Risale

Atın kuvvetli olması

UCFET : Turkish Risale

Kuru üzüm çekirdeği

UCLE : Turkish Risale

Acele ile ve çabuk yapılan iş

UCM : Turkish Risale

Araptan gayrisi. Arap milletinden olmayanlar. * (Acmâ. C.) Dilinde tutukluk olanlar

UCME : Turkish Risale

Dil tutukluğu. Tutuk tutuk kekeliyerek konuşma. * Acemlik

UCRE : Turkish Risale

(C.: Ucer) Ağaç boğumu. * Düğme. * Bedenin tomur kabaran yeri. * Ayıp

UCRUF : Turkish Risale

(C.: Acârif) Uzun ayaklı karınca

UD : Turkish Risale

Meşhur bir sazın adı. * Bir hoş kokulu buhur. * Ağaç parçası. * Budak

UD'İYYE : Turkish Risale

(C.: Eda'i) Mesel, hikâyat. * Bilmece, yanıltmaç

UDAL : Turkish Risale

Katı, şiddetli. * Pek zor. * Ağır hastalık

UDAT : Turkish Risale

Düşman

UDDET : Turkish Risale

Gelecek zamanın hâdiseleri için, darlığa düşmemek için mal ve silâh gibi şeylerde hazırlık. Mühim levâzımat. * İstidad. * Gençlerin yüzlerinde çıkan sivilce

UDHUKE : Turkish Risale

Gülünç şeyler. Komedi

UDHUKEPERDÂZ : Turkish Risale

f. Güldürücü, komik

UDHİY : Turkish Risale

Deve kuşu yumurtası

UDHİYE : Turkish Risale

Cenab-ı Hakk'ın rızası için kurban niyetiyle kesilen hayvan

UDLET : Turkish Risale

(C.: Uzul) Zahmet, meşakkat. * şiddet

UDLUL : Turkish Risale

Doğru yoldan sapma. İslâmiyetten ayrılma, sapıtma

UDM : Turkish Risale

Ekmek katığı

UDME : Turkish Risale

Buğday renklilik. * Beyazı çok olan deve