Turkish
İNŞİKAK-I KAMER : Turkish Risale
Ay'ın parçalanması. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü vesselâmın mu'cizesi eseri olarak gökte ay'ın en parlak olduğu bir zamanda ikiye ayrılması. (...Hem Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) mütevatir ve kat'i bir mu'cize-i kübrası "Şakk-ı Kamer" dir. Evet, şu "İnşikak-ı Kamer" çok tariklerle mütevatir bir surette, İbn-i Mes'ud, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, İmâm-ı Ali, Enes, Huzeyfe gibi pek çok eâzım-ı sahâbeden müteaddid tariklerle haber verilmekle beraber, Nass-ı Kur'an ile $ âyeti, o mu'cize-i kübrâyı âleme ilân etmiştir. O zamanın inatçı Kureyş müşrikleri, şu âyetin verdiği habere karşı inkâr ile mukabele etmemişler, belki yalnız "sihirdir" demişler. Demek kâfirlerce dahi Kamerin inşikakı kat'idir. M.)
İNŞİLAL : Turkish Risale
Şiddetle dökülerek akma. * (Su) uçurumdan dökülerek şelâle meydana getirme
İNŞİMAR : Turkish Risale
Sallana sallana yürüme
İNŞİNAC : Turkish Risale
Buruşma. Derinin buruşması
İNŞİNAC-I VECH : Turkish Risale
Yüz buruşması
İNŞİRAH : Turkish Risale
Ferahlanmak, mesrur olmak
İNŞİRAH SURESİ : Turkish Risale
Kur'an-ı Kerimin
Suresidir
İNŞİRAH-I DERUN : Turkish Risale
İç açılması, ferahlama
İNŞİRAK : Turkish Risale
Çatlama, yarılma, ayrılma. Yarık olma. Parlama
İNŞİRAM : Turkish Risale
Yarık yarık olma
İNŞİRAS : Turkish Risale
(Soğuktan dolayı) el çatlama
İNŞİTAT : Turkish Risale
Dağılmak. Dağınık olmak. Perakende olmak
İP PARASI : Turkish Risale
Mc: Belâyı savmak için verilen şey
İPLİKHANE : Turkish Risale
Eskiden suç işlemiş kimselerin hapsedilip çalıştırıldıkları yere verilen addır. * Gemilere lüzumlu halatlarla yelken bezini yapan eski bir deniz müessesenin adı idi
İPNOTİZMA : Turkish Risale
(Fr: Hypnotisme) Telkin ile kabiliyetli bir kimsenin üzerinde, söz ve bakış ile elde edilen bir çeşit uyku hâli. * Uyuşukluk. İradesizlik hâli ve bu hâle ait vaziyetler
İPOTEK : Turkish Risale
Fr. Bir borcun ödeneceği zamana kadar borçlunun alacaklıya vermiş olduğu değerli şey. Rehin
İPTİDA : Turkish Risale
(Bak: İbtida)
İPUCU : Turkish Risale
Mc: Emare, işaret, alâmet, delil, vesika
İR'AD : Turkish Risale
Tehdid etmek, korkutmak. Muztarib etmek. * Kılıç parlatmak. * Kadın yüzünü kendisi açmak
İR'AS : Turkish Risale
Titretme
İR'Â : Turkish Risale
Otlatma
İR'Â-Yİ AGNAM : Turkish Risale
Koyunları otlatma
İRA : Turkish Risale
Bağış yapma, iyilikte bulunma. * Çakmaktan ateş çıkarma. Parlama
İRABE : Turkish Risale
Şüphelendirme, şüpheye düşürme
İRABET : Turkish Risale
Akıl, anlayış, kavrayış
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani