Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
AGÜS : Ottoman Turkish

f. Taşcıların oymacılıkta kullandıkları demir kalem

AGIRRA : Ottoman Turkish

(Garîr. C.) Tecrübesizler, safdiller, acemiler. * Mağrurlar

AGŞA : Ottoman Turkish

Baygın adam. * Vücudu siyah yüzü beyaz olan hayvan

AGŞİYE : Ottoman Turkish

(Gışa. C.) Perdeler, örtüler. * Zarflar, mahfazalar

AH : Ottoman Turkish

Kardeş, birader. * Dost

AH U ENİN : Ottoman Turkish

Ah deyip inlemek, ağlamak. Ah u fizâr da aynı mânayı ifâde eder

AH-LİÜMM : Ottoman Turkish

Baba ayrı, ana bir kardeş

AHABİR : Ottoman Turkish

(Ahbâr. C.) Hikâyeler. * Rivayetler

AHABİŞ : Ottoman Turkish

(Habeş. C.) Habeşliler

AHAD : Ottoman Turkish

(Bak: Ehad)

AHAD : Ottoman Turkish

irler

AHADD : Ottoman Turkish

(Hadd. den) Pek keskin

AHADİD : Ottoman Turkish

Sopa ve kamçı gibi şeylerin vücudda bıraktığı izler. (Bak: Uhdud)

AHADİS : Ottoman Turkish

(Bak: Ehâdis)

AHADİYYET : Ottoman Turkish

(Bak: Ehadiyyet)

AHADÎ : Ottoman Turkish

Tek, yalnız. Birlere âid, birlere mensub

AHADÎ : Ottoman Turkish

ir iki koldan nakledilen hadîs türü

AHADÎ HADİS : Ottoman Turkish

Rivâyet eden bir veya iki koldan olan veya mütevatir mertebesinde olmayan hadis demetir. İştihar haddine yetişmeyen hadistir. Şartları tamam olursa zann-ı galib ifade eder, muktezası ile amel vâcib olur. (Muvazzah İlm-i Kelâm)

AHAFF : Ottoman Turkish

Pek hafif, çok hafif. * Düşüncesiz

AHAKK : Ottoman Turkish

(Bak: Ehakk)

AHAL : Ottoman Turkish

f. Birşeye yaramıyarak atılacak olan şey, çerçöp

AHALİ : Ottoman Turkish

(Ehl. C.) Halk, umum, nâs. * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar

AHAMİRE : Ottoman Turkish

Acem milletinden bir tâife

AHANN : Ottoman Turkish

Sözü burun içinden söyleyen. Burnundan konuşan

AHAR : Ottoman Turkish

(Aher) Gayrı, başkası. Diğeri