Turkish
ALEYHDAR : Ottoman Turkish
onun tersi yönünde, karşı
ALEYHİM, ALEYHİMA : Ottoman Turkish
Aleyh edatının cemi ve tesniye şekilleri
ALEYHİMÜSSELÂM : Ottoman Turkish
Allahın selâmı onlara olsun
ALEYHİSSALATÜ VESSELAM : Ottoman Turkish
Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır
ALEYHİSSALÂTÜVESSELÂM : Ottoman Turkish
salât ve selâm onun üzerine olsun
ALEYKE : Ottoman Turkish
Senin üzerine, sana
ALEYKÜM : Ottoman Turkish
Sizin üzerinize, size
ALEYKÜM-ÜS SELÂM : Ottoman Turkish
Selâm sizin üzerinize olsun. (Bak: Selâm)
ALEYNA : Ottoman Turkish
Bizim üzerimize, bizim hakkımızda. Bize
ALFABE : Ottoman Turkish
Fr. Bir lisandaki sesleri gösteren harflerin, belli bir sıraya göre dizilmiş takımı. * Okuyup yazmayı yeni öğrenecekler için başlangıç kitabı. * Bir işin başlangıcı
ALFABETİK : Ottoman Turkish
Fr. Alfabe sırasına göre dizilmiş
ALGUN : Ottoman Turkish
f. Kırmızı renginde, koyu ve parlak pembe
ALGI : Ottoman Turkish
(İdrak) İnsanın kendi varlığından veya çevresinden aldığı uyarımların, zihinde yorumlanması, mânalandırılması. Doğru idrak gibi yanlış idrak da olabilir. Yanlış idrak göz yanılması yâhut olmıyan bir şeyi görmek şeklinde olabilir. Dünyayı, idrak sayesinde tanıyoruz. Bir idrakte hem afâki (objektif, nesnel), hem enfüsi (sübjektif, öznel) unsurlar bulunur. Bu sebeple idrak, gerçeğin bizzat kendisi değil, gerçeğin bir yorumudur
ALH : Ottoman Turkish
Akıl gitmek. * Tembel olmak
ALHAN : Ottoman Turkish
Deve kuşunun erkeği. * Karnı çok aç kişi
ALHECE : Ottoman Turkish
Demiri ateşte kızdırıp yumuşatmak
ALİ : Ottoman Turkish
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib
ALİABA : Ottoman Turkish
Peygamberimizin abası altına aldığı beş kişi
ALİBEYT : Ottoman Turkish
Peygamberimizin neslinden olan
ALİKA : Ottoman Turkish
İçine birşey koyacak torba. * Yem
ALİM : Ottoman Turkish
Üzüntülü, kederli, ıztırab çeken
ALİM-ALLAH : Ottoman Turkish
Allah bilir (meâlinde yemin.)
ALİVRE : Ottoman Turkish
Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış
ALİYY : Ottoman Turkish
Necip, büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü
ALİYY-ÜL A'LA : Ottoman Turkish
En üstün, birincilerin birincisi. En yüksek. Pek iyi
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani