Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ALÂ HİDE : Ottoman Turkish

Tek başına, münferiden, ayrıca

ALÂ-FETRETİN : Ottoman Turkish

Daim olmayarak, fasıla ile

ALÂ-KADR-İL-İMKAN : Ottoman Turkish

Olabildiği kadar. İmkânı nisbetinde

ALÂ-KADR-İL-İSTİTAA : Ottoman Turkish

Elden geldiği kadar, güç yettiği nisbetinde

ALÂ-KADR-İT-TAKA : Ottoman Turkish

Güç yettiği kadar

ALÂ-KAVLİN : Ottoman Turkish

Bir kavle göre. Bir rivâyete nazaran

ALÂ-KÜLLİHAL : Ottoman Turkish

İster istemez. Olduğu kadar. Her halde.(Ey insan düşün! Sen alâ küllihal öleceksin. L.)

ALÂ-MA-FARAZALLAH : Ottoman Turkish

Allah'ın farzettiği üzere

ALÂ-MELE'İN NAS : Ottoman Turkish

Herkesin önünde. Halkın huzurunda

ALÂ-MERATİBİHİM : Ottoman Turkish

Rütbesine ve derecesine göre sırasıyla

ALÂ-RAĞM-İ ENF-İL YE'S : Ottoman Turkish

Ye'sin burnunu kırmak maksadiyle ve ona tahkir ile

ALÂ-RİVAYETİN : Ottoman Turkish

Rivayet edildiği üzere. Söylenenlere bakılırsa

ALÂ-RUUS-İLEŞHAD : Ottoman Turkish

Aleme karşı. Herkesin gözü önünde. Halkın önünde

ALÂ-TARİK-İL İCMAL : Ottoman Turkish

Kısaca, icmal yoluyla

ALÂ-TARİK-İL MÜNAVEBE : Ottoman Turkish

Nöbetleşe, münâvebe yoluyla

ALÂİK : Ottoman Turkish

alâkalar

ALÂİK-İ DÜNYEVİYE : Ottoman Turkish

Dünyevî alâkalar. İnsanı Cenab-ı Hakkın rızasından alıkoyan lüzumsuz işler

ALÂİM : Ottoman Turkish

alâmetler, belirtiler

ALÂİM-İ SEMÂ : Ottoman Turkish

(Alâim-üs semâ) Al yeşil kuşak. (Bak: Kavs-ı kuzah)

ALÂKA : Ottoman Turkish

İlişik, rabıta, merbutiyet. * Gönül bağlama, sevgi, münasebet, taalluk, irtibat, mâlikiyet. Tasarruf. Müdâhale hakkı. Hisse. * Edb: Bir kelimenin hakiki mânâsından mecâzi mânâsına nakledilmesinin sebebidir. (Temiz ahlâklı, güzel huylu kimselere melek denildiği gibi.)

ALÂKA : Ottoman Turkish

ilgi

ALÂKABAHŞ : Ottoman Turkish

f. İlgi uyandıran. Alâka uyandıran

ALÂKADAR : Ottoman Turkish

Alâkalı, münâsebetdar

ALÂKADAR : Ottoman Turkish

ilgili

ALÂKADARANE : Ottoman Turkish

ilgi gösterircesine