Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ANDELİBÂN : Ottoman Turkish

f. Andelibler, bülbüller

ANDELÎB : Ottoman Turkish

ülbül

ANDEM : Ottoman Turkish

Tıb: Kanı durdurmak için kullanılan bir çeşit reçine

ANDEZİT : Ottoman Turkish

Yanardağ lâvlarının soğumuş kalıntısı

ANEBAN : Ottoman Turkish

Erkek geyik

ANED : Ottoman Turkish

Cânib ve nâhiyeler

ANEDE : Ottoman Turkish

Çok inatçılar. Muannidler

ANEF : Ottoman Turkish

Kabalık (inceliğin zıddıdır)

ANEM : Ottoman Turkish

Bir ağaç cinsi ki, kızıl yumuşak budakları olur

ANEN : Ottoman Turkish

Arız olmak

ANEN FE ANEN : Ottoman Turkish

Zamanla, gittikçe, devamlı

ANESE : Ottoman Turkish

Ünsiyet etmek. Karşılıklı görüşmek, arkadaş olmak, yakınlık göstermek. (Vahşetin zıddı)

ANESTEZİ : Ottoman Turkish

yun.Tıb: Bütün vücutta veya vücudun bir kısmında hislerin az veya çok miktarda kaybı

ANET : Ottoman Turkish

Günah. Zinâ
* Helâk. * Fesâd. * Meşakkat. * Kalb darlığı. * Hata. Galat. * Tıb: Kırılan bir kemiğin sarıldıktan sonra tekrar kırılması

ANEZE : Ottoman Turkish

Ucu demirli uzun ağaç, (ki asâdan uzun, süngüden kısa olur.)

ANEŞNEŞ : Ottoman Turkish

Uzun boylu

ANFE : Ottoman Turkish

Dudak altında biten kıllar

ANFEANEN : Ottoman Turkish

gitgide, zamanla

ANGARYA : Ottoman Turkish

yun. Ücretsiz olan iş. Meccanen görülen iş. Baştan savma görülen iş. (Bak: Suhre)

ANGARYA : Ottoman Turkish

ücret vermeden gördürülen iş

ANGLİKAN : Ottoman Turkish

ingiliz kilisesi

ANGLOSAKSON : Ottoman Turkish

Büyük Britanya'da yerleşen Germen ırkından aşiretlerin adı. * Ana dili İngilizce olan şahıs

ANGÂH : Ottoman Turkish

(Angeh) f. O vakit. Ondan sonra

ANHA MİNHA : Ottoman Turkish

Şundan bundan, şöyle böyle ederek, şu bu, öteberi

ANHÜ (ANHÂ) : Ottoman Turkish

Ondan. (İşaret zamiri)