Turkish
AYÂ : Ottoman Turkish
Tedavisi mümkün değil, iyileştirilmez. * Kabiliyetsiz, kudretsiz
AYÂN : Ottoman Turkish
elli, açık seçik
AYÂNEN : Ottoman Turkish
açıkça, besbelli
AYÂNISÂBİTE : Ottoman Turkish
varlıkların ilâhî ilimde ezelden beri bulunan hakikatları
AYIKLANMA : Ottoman Turkish
"t. (Biyolojide) Çevre şartlarına en iyi uyabilen canlıların hayatta kalıp çoğaldığı, uyamıyanların öldüğü ve nesillerinin yok olduğu, böylece canlılardan tabii bir tekâmül (evrim) meydana geldiğini savunanların ileri sürdüğü bir tâbirdir. Ayıklanma ile tekâmül görüşü tabiatta herşeyin tesadüfle meydana geldiği peşin hükmüne dayanır. Hayatı ve kâinatı tesadüfle açıklamak hem ilmi, hem aklı inkârdan başka birşey değildir. Canlıların bulunduğu çevre şartlarına göre cihazlarla donatılması; onların Hâlık'larının, Rab'lerinin sonsuz merhametini, ilmini ve iradesini gösteren inkâr edilemez delilleridir. Bunlar kör tesadüfün, şuursuz maddenin işleri değildir ve olamaz. Dünyaya bir yavru getiren annenin memelerinden süt gelmesi ve yavrunun kimseden öğrenmeden memeyi arayıp süt emmesini başarması tesadüf mü, yoksa Allah'ın sonsuz merhameti, ilmi ve iradesini göstermez mi? Bunu zerre kadar aklı olan anlamaz mı?"
AYIN : Ottoman Turkish
Arap alfabesinin onsekizinci ve Osmanlı alfabesinin yirmibirinci harfi olup, ebced hesabında yetmiş sayısına tekabül eder
AYŞ : Ottoman Turkish
Yaşayış, yaşama. Yiyip içme. Zevk u safâ. * Dirilik. Hayat
AYŞ U İŞRET : Ottoman Turkish
Yiyip içme. (Bak: Îş)
AYŞ U TARAB : Ottoman Turkish
Yeme içme, eğlence
AYŞ Ü NÛŞ : Ottoman Turkish
Yiyip içme. (Bak: Îş)
AYŞE : Ottoman Turkish
Dirilik, hayat, yaşama
AYŞÛM : Ottoman Turkish
Nebatattan bir ot
AZ'AF : Ottoman Turkish
(Bak: Ez'af)
AZA : Ottoman Turkish
(C.: Uzâ) Kertenkele
AZA' : Ottoman Turkish
Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek
AZAB : Ottoman Turkish
Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza. * Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem
AZAB-ENGİZ : Ottoman Turkish
f. Azab verici, keder verici
AZAB-I CEHENNEM : Ottoman Turkish
Cehennem azabı. * Mc: Büyük ıztırab, sıkıntı
AZAD : Ottoman Turkish
Kısa ve sık olarak dikilmiş
AZADE : Ottoman Turkish
f. Bağlardan kurtulmuş. Serbest. Kayıtsız. Hür. Sâlim. Müberrâ
AZADE-DİL : Ottoman Turkish
f. Gönlü bir şeye bağlı olmayan
AZADE-GÂN : Ottoman Turkish
f. (Azâde. C.) Azadeler. Bağımsız, serbest ve hür olanlar
AZADE-GÎ : Ottoman Turkish
f. Hürlük, âzâdelik, serbestlik
AZADE-HAYAT : Ottoman Turkish
f. Hayattan kurtulmuş. Ölmüş
AZADE-HÂTIR : Ottoman Turkish
f. Başı dinç, gönlü hoş olan
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani