Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BA'DEMA : Ottoman Turkish

(Minba'd, fimâba'd) Ondan sonra. Bundan sonra. Bundan böyle

BA'DETTEŞEKKÜL : Ottoman Turkish

(Ba'de-t teşekkül) Teşekkül ettikten sonra, oluştuktan sonra

BA'DEZA : Ottoman Turkish

(Ba'dezin) Bundan sonra

BA'DEZZEVAL : Ottoman Turkish

(Ba'de-z zevâl) Zevalden sonra, sona erdikten sonra

BA'DEZZUHR : Ottoman Turkish

(Ba'de-z zuhr) Öğleden sonra

BA'L : Ottoman Turkish

(C.: Buûl) Cahiliyet devrine mahsus bir put. Güneş Tanrısı. * Karıkocadan herbiri. * Yılda bir kez yağmur yağan yüksek yer. * Hayret. * Zaaf, zayıflık

BA'LE : Ottoman Turkish

Erkeğin karısı, zevce

BA'S : Ottoman Turkish

Gönderme, gönderilme. * Cenab-ı Hakk'ın peygamber göndermesi. * Diriliş. Yeniden diriltme. İhyâ. * Uykudan uyandırma

BA'S-İ ENBİYA : Ottoman Turkish

f. Peygamberlerin gönderilmesi

BA'S-UL EMVAT : Ottoman Turkish

Ölmüşlerin dirilmesi

BA'S-Ü BA'D-EL MEVT : Ottoman Turkish

Öldükten sonra tekrar dirilmek, diriltmek. (Bak: Ahiret)

BA'SERET : Ottoman Turkish

Dikkatle teftiş etme. * Keşif ve istihrac etme. * Perâkende edip dağıtma. * İnkılâb. Karıştırma. Bulandırma. * Meydana çıkma. * Kirli leke

BA'Z : Ottoman Turkish

Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz

BA'ZİYET : Ottoman Turkish

Bazılarına âit oluş. Herkese âit olmama. Herkesle alâkalı olmama. Bir şeyin bir kısmı ve bir miktarı

BA-ANKİ : Ottoman Turkish

Şu sûretle ki, o şartla ki

BA-ASAM : Ottoman Turkish

Günahlarla

BA-BERAT : Ottoman Turkish

Berat ile

BA-DAD : Ottoman Turkish

f. Adaletli, âdil, sâdık, doğru

BA-HEM : Ottoman Turkish

"f. Birlikte. Beraber. (Arabçadaki ""Maa"" mânasına)"

BA-JURNAL : Ottoman Turkish

Zabıt varakası ile

BA-RENG : Ottoman Turkish

f. Renkli

BA-SAFA : Ottoman Turkish

Safalı. Safa ile

BA-SAMAN : Ottoman Turkish

f. Varlıklı, zengin. * Düzenli, tertipli, düzgün

BA-SAVAB : Ottoman Turkish

Doğruca, doğrulukla

BA-VEHİM : Ottoman Turkish

Vehim ile, şüphe ile