Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
CÜNBİŞ : Ottoman Turkish

f. Kımıldanma, hareket. * Zevk, eğlence, cünbüş

CÜNBİŞ-GEH : Ottoman Turkish

f. Cünbüş yeri, eğlence yeri

CÜNBİŞ-İ ZEMİN : Ottoman Turkish

Deprem, zelzele, yer sarsıntısı

CÜNBUH : Ottoman Turkish

Kalın, uzun ve yüksek nesne. * Büyük bit

CÜNBÂN : Ottoman Turkish

"f. ""kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden"" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar. Dünbâle-cünbân $
Kuyruk sallayan."

CÜNBÜDE : Ottoman Turkish

Kümbet, kubbe

CÜNBÜZ : Ottoman Turkish

Kemer, kubbe, kümbet

CÜNBÜŞ : Ottoman Turkish

Zevk, eğlence. * Hareket, kımıldanma. * Uta benzer bir çalgı. (Doğrusu: Cünbiş'tir)

CÜND : Ottoman Turkish

Er, asker. Ordu. * Bir kimsenin yardımcıları. * Şehir

CÜNDEB : Ottoman Turkish

(Cündüb) Bir nevi çekirge. * Mc: Yağmacı

CÜNDUH : Ottoman Turkish

Büyük çekirge

CÜNDÎ : Ottoman Turkish

Süvâri, sipâhi, ata iyi binen, binici

CÜNDÜB : Ottoman Turkish

(C.: Cenâdib) Bir nevi çekirge

CÜNEYD : Ottoman Turkish

Küçük asker. Askercik

CÜNEYD : Ottoman Turkish

askercik

CÜNEYD-İ BAĞDADÎ : Ottoman Turkish

(Hicri:
298) Şafii Hz.lerinin talebesinden ders almıştır. Zamanın kutbu sayılmıştır. 30 defa yaya olarak hacca gitmiştir. Büyük velilerdendir. (K.S.)

CÜNH : Ottoman Turkish

Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme

CÜNHA : Ottoman Turkish

Suç, kabahat. Te'dib cezâsına müstahak olanın suçu

CÜNNAB : Ottoman Turkish

Bitişik olan iki yemiş

CÜNNAR : Ottoman Turkish

Çınar

CÜNNET : Ottoman Turkish

Örtü, kadın başörtüsü. * Yağan. * Kalkan

CÜNU' : Ottoman Turkish

Yüzü üstüne düşürmek

CÜNUD : Ottoman Turkish

(Cünd. C.) Askerler. Ordu

CÜNUDULLAH : Ottoman Turkish

Allah'ın ordu ve askerleri. (Zerrattan seyyarata kadar bütün mahlukat, Allah'ın emrine tabi birer ordu ve asker gibidir. Mukaddes Kur'an ve iman hizmetinde cansiperane ve ihlâs ve feragatla cehd ü gayret eden müslümanlar da Cünudullah ünvanına mazhardırlar.)

CÜNUH : Ottoman Turkish

Yöneliş, meyil