Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EDİLLE-İ KATI'A : Ottoman Turkish

İtiraz edilmeyecek derecede kat'î ve sağlam deliller

EDİLLE-İ KAVİYYE : Ottoman Turkish

Sağlam deliller

EDİLLE-İ TÂLİYE : Ottoman Turkish

Huk: Örf, âdet, teâmül, istishab, asıl ve amel, maslahat-ı mürsele, kaide-i külliye, âsâr-ı sahabe ve âsâr-ı kibar-ı tabiîn gibi deliller

EDİLLE-İ ŞER'İYE : Ottoman Turkish

(Bak: Edille-i erbaa)

EDİM : Ottoman Turkish

Sahtiyan, tabaklanmış deri. * Satıh, yüz, zemin

EDİM-İ ARZ : Ottoman Turkish

Yer yüzü

EDİMME : Ottoman Turkish

Derinin ikinci tabakası

EDİYYE : Ottoman Turkish

Az, kalil

EDKEN : Ottoman Turkish

Bulanık, * Rengi siyaha yakın olan

EDLEM : Ottoman Turkish

Karayağız, siyah adam. * Kara eşek. * Uzun yanaklı. * Uzun boylu

EDM : Ottoman Turkish

Üns tutmak. * İttifak etmek, birleşmek. * Islâh etmek

EDMAS : Ottoman Turkish

"Kaşlarının üç kısmı ince ve dipleri kalın; başının kılları ise az olan kimse."

EDMEN : Ottoman Turkish

f. Hâlis ve katıksız misk

EDMİGA : Ottoman Turkish

(Dimağ. C.) Beyinler, dimağlar

EDMU' : Ottoman Turkish

Göz yaşları. Aberat

EDNA : Ottoman Turkish

Pek aşağı, en alçak. Pek az, pek cüz'i. * Çok yakın

EDNANÎ : Ottoman Turkish

(Denâvet. den) Beni yaklaştırdı (meâlindedir.)

EDNAS : Ottoman Turkish

(Denes. C.) Pislikler, necisler, kirler. * En aşağılar, âdi ve bayağı kişiler

EDNEF : Ottoman Turkish

Burnu kısa olan adam

EDNİK : Ottoman Turkish

Çengel

EDNÂ : Ottoman Turkish

pek aşağı

EDRA' : Ottoman Turkish

Vücudu beyaz, başı siyah olan at. * Hecin

EDRED : Ottoman Turkish

Dişsiz, dişi çıkmamış veya dökülmüş kimse

EDREM : Ottoman Turkish

f. Eğerin altına konulan keçe

EDRENG : Ottoman Turkish

f. Sıkıntı, içdarlığı. Musibet, belâ, felâket, âfet