Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EFHÂM : Ottoman Turkish

anlamalar, en iyi anlayan

EFİD : Ottoman Turkish

(Eftid)
f. Medhedici, öven, sena eden. * Hayret edilecek, şaşılacak, taaccüb edilecek şey

EFİH : Ottoman Turkish

Bir adamın beynine vurmak

EFİK : Ottoman Turkish

Dibâgatı tamam olmamış deri

EFİKA : Ottoman Turkish

Fenâ, hoş olmayan, çirkin ve kötü şey

EFİKE : Ottoman Turkish

(C.: Efâik) Yalan, dolan, iftira

EFİL(E) : Ottoman Turkish

(C. Afâl-Efâil) Genç küçük deve

EFİN : Ottoman Turkish

Çürük ceviz. * Zayıf fikirli ahmak kimse

EFJÛL : Ottoman Turkish

f. Kandırma. * Kışkırtma, tahrik etme. * Dağınık, perâkende

EFK : Ottoman Turkish

(Ufuk) Yalan söyleme. * Kaçmak. Bir işten sapmak

EFKAM : Ottoman Turkish

Eğri

EFKAR : Ottoman Turkish

Pek fakir, çok fakir

EFKAR-I FUKARA : Ottoman Turkish

Fakirlerin en fakiri, çok fakir

EFKEL : Ottoman Turkish

(C.: Efâkil) Titremek

EFKÂR : Ottoman Turkish

(Fikir. C.) Fikirler. Düşünceler

EFKÂR : Ottoman Turkish

fikirler

EFKÂR-I SÂİBE : Ottoman Turkish

Maksada uygun fikirler, doğru sözler

EFKÂR-I UMUMİYE : Ottoman Turkish

(Bak: Efkâr-ı âmme)

EFKÂR-I ÂLİYE : Ottoman Turkish

Yüksek düşünceler, fikirler

EFKÂR-I ÂMME : Ottoman Turkish

Halkın düşüncesi ve fikirleri

EFKÂRIÂMME : Ottoman Turkish

umumun fikirleri, halkın düşünceleri

EFL : Ottoman Turkish

Gurub etmek, batmak

EFLAH : Ottoman Turkish

Çok felah bulan, kurtulan, selâmete çıkan. Taleb ettiği şeye, arzusuna vasıl olan

EFLAK : Ottoman Turkish

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Romanya'yı meydana getiren asıl ülke (Merkezi Bükreş'tir.)

EFLATUN : Ottoman Turkish

Plâton. (M.Ö.
347) Aristo'nun üstadı, Sokrat'ın talebesi, eski Yunan filozofudur