Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EFRENCÎ (EFRENCİYYE) : Ottoman Turkish

Frenklere yani Avrupalılara mahsus ve aid. * Frengi hastalığıyla alâkalı ve münasebetdar

EFREND : Ottoman Turkish

f. Debdebe, gösteriş, süs, bezek

EFREZ : Ottoman Turkish

Arkası kambur gibi olan (adam.)

EFRUG : Ottoman Turkish

f. şu'le, nur, ziya, ışık

EFRUHTE : Ottoman Turkish

f. Şu'lelenmiş, parlamış, ziyalanmış, nurlanmış, ışıklanmış, aydınlanmış. * Yanmış, tutuşmuş

EFRUZ : Ottoman Turkish

f. (Efruhten: Tutuşturmak, ziyalandırmak mastarının emir kökü) Şule. Aydınlatıcı. Parıltı

EFRUŞE : Ottoman Turkish

f. Un helvası

EFRÂD : Ottoman Turkish

ireyler, insan tekleri

EFSA : Ottoman Turkish

f. Sihirbaz. Efsuncu. İnsanı teshir edici

EFSAH : Ottoman Turkish

Daha fasih. En fasih. Pek çok güzel ifade

EFSAH : Ottoman Turkish

daha düzgün anlatım

EFSAH-I FÜSEHÂ : Ottoman Turkish

Fasih ve güzel konuşanların en fasihi ve güzeli

EFSAK : Ottoman Turkish

En fâsık, çok edepsiz

EFSAL : Ottoman Turkish

(Fesl. C.) Alçak, âdi ve aşağılık kişiler

EFSANE : Ottoman Turkish

Masal. Uydurulmuş yalan hikâye

EFSANE-CUYÎ : Ottoman Turkish

f. Masal, efsane arayıcılık

EFSANE-GU(Y) : Ottoman Turkish

Masal söyleyen, efsane anlatan

EFSANE-PERDAZ : Ottoman Turkish

f. Hikâye yazan, masal uyduran, meddah, romancı

EFSAR : Ottoman Turkish

f. Yular

EFSED : Ottoman Turkish

Pek fena, çok bozuk, fazlaca kötü

EFSER : Ottoman Turkish

f. Tâc. Padişah tâcı

EFSUN : Ottoman Turkish

f. Sihir, büyü, üfürük. Sihirbazların tuzağı. Hile ile yapılan kötü işler. (Efsun İslâmiyetçe men'edilmiş ve büyük günâhlardan sayılmıştır.)

EFSUNGER : Ottoman Turkish

f. Büyücü, sihir yapan. Efsun yapan kimse

EFSUS : Ottoman Turkish

f. Yazık! Hay! Eyvah! gibi bir teessür edatı

EFSÂNE : Ottoman Turkish

uydurulmuş hikâye, mitoloji