Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
EMRE : Ottoman Turkish

Ak gözlü, beyaz gözlü

EMRED : Ottoman Turkish

Henüz tüyü bitmemiş, sakalı gelmemiş olan genç

EMRET : Ottoman Turkish

Kaşının kılı dökülmüş kimse. * Yeleksiz ok

EMREŞ : Ottoman Turkish

şerli, kötü kimse

EMRÂZ : Ottoman Turkish

marazlar, hastalıklar

EMRÎ : Ottoman Turkish

(Emriye) Emirle ilgili, emre ait

EMS : Ottoman Turkish

Dünkü gün

EMSAH : Ottoman Turkish

Yürürken uylukların birbirine sürtmesi

EMSAL : Ottoman Turkish

(Misâl. C.) Denk. Benzer. Yaşları birbiriyle aynı olanlar. * Mat: Kat sayı. * (Mesel. C.) Kıssalar, hikâyeler, romanlar, masallar, destanlar

EMSAR : Ottoman Turkish

(Mısr. C.) Büyük şehirler, beldeler, memleketler, kasabalar

EMSEL : Ottoman Turkish

(Misil. C.) İmtisale şayan olan. Tam benzer. Efdal, ekrem ve eşref olan

EMSEN : Ottoman Turkish

Bevlin akması

EMSİLE : Ottoman Turkish

(Misâl. C.) Misaller. Örnekler. * Arapçada fiil tasrifini gösteren kitap

EMSİLE : Ottoman Turkish

misaller, örnekler

EMSİYE : Ottoman Turkish

(Mesâ. C.) Akşamlar, akşam vakitleri. Günün son zamanları

EMSÂL : Ottoman Turkish

misaller, eşler, benzerler

EMT : Ottoman Turkish

Yüksek yer. Küçücük tepecikler. * Doldurma

EMTAR : Ottoman Turkish

(Matar. C.) Yağmurlar

EMTAR : Ottoman Turkish

yağmurlar

EMTEN : Ottoman Turkish

Pek metin, çok dayanıklı, en sağlam, fazlaca muhkem

EMTİA : Ottoman Turkish

(Meta'. C.) Ticaret malları

EMTİA-İ ECNEBİYE : Ottoman Turkish

Yabancı memleket malları

EMTİA-İ TİCARİYYE : Ottoman Turkish

Tüccar malları

EMUMİYYE : Ottoman Turkish

Analık

EMUN : Ottoman Turkish

Kuvvetli, dayanıklı deve