Turkish
EMÂNETEN : Ottoman Turkish
emanet olarak
EMÂNİ : Ottoman Turkish
güvenlik
EMÂNÂT : Ottoman Turkish
emanetler
EMÂRE : Ottoman Turkish
iz, belirti, bellik
EMÂRET : Ottoman Turkish
eylik
EMÂRÂT : Ottoman Turkish
emareler, belirtiler
EMÎN : Ottoman Turkish
güvenilir
EMÎR : Ottoman Turkish
ey, başkan
EMŞAC : Ottoman Turkish
(Meşc. C.) Nutfenin vasfı. Karışık. Dağınık
EMŞAC : Ottoman Turkish
nutfe, dağınık
EMŞAK : Ottoman Turkish
Yürürken uylukların birbirine sürtmesi
EN'AM : Ottoman Turkish
Deve, sığır, koyun gibi hayvanlar. * Kur'ân-ı Kerimin altıncı Suresinin adı ve bir kısım Kur'ân âyetlerinden ve Surelerinden müteşekkil dua kitabı
EN'AMTE : Ottoman Turkish
Sen nimet verdin, in'âm ettin (meâlinde)
EN'ÜM : Ottoman Turkish
(Ni'met. C.) Nimetler, iyilikler, lütuflar, ihsanlar. * Medine-i Münevverede bir mevki ismi
EN-NUR : Ottoman Turkish
Cenab-ı Hakk'ın her çeşit nurun Halik'ı olması ve onlara nur vermesi dolayısıyla bir ismi
ENA : Ottoman Turkish
Ermek, idrak. * Saat
ENA' : Ottoman Turkish
Eğlenmek
ENABİB : Ottoman Turkish
(Ünbube. C.) Kamış gibi boğum, boğum olan şeyler. İçi boş olan fen âletleri, borular
ENABİK : Ottoman Turkish
(İnbik. C.) İnbikler
ENACİL : Ottoman Turkish
(İncil. C.) İnciller
ENADİD : Ottoman Turkish
Perişan, saçılmış, dağılmış, pejmürde şeyler. Perakende
ENAET : Ottoman Turkish
Acele etmeyip teenni üzere olmak. Yavaş hareket
ENAFİS : Ottoman Turkish
(Enfes. C.) En nefis olan şeyler
ENAHİD : Ottoman Turkish
f. Venüs gezegeni. Zühre seyyaresi
ENAK : Ottoman Turkish
Ferahlı, sürurlu, neş'eli, sevinçli
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani