Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ENDAD : Ottoman Turkish

enzerler, misiller

ENDAD Ü EZDAD : Ottoman Turkish

Benzerler ve zıtlar

ENDAHT : Ottoman Turkish

(Endâhten. den) f. Atmak. İlka etmek. * Silâh boşaltmak

ENDAHTE : Ottoman Turkish

f. Terkedilmiş, bir tarafa atılmış. Bırakılmış

ENDAM : Ottoman Turkish

f. Beden. Vücud. * Vücudun tenasübü. Vücudun görünüşü. * Letafet. İntizam ve üslub

ENDAM-I MEVZUN : Ottoman Turkish

Düzgün endam, düzgün beden

ENDAMÎ : Ottoman Turkish

f. Vücuda uygun, bedene münasib, biçimli

ENDAR : Ottoman Turkish

f. Baştan geçen bir olay, vakıa, sergüzeşt, hikâye, kıssa

ENDAVE : Ottoman Turkish

f. Sıvacı malası. * Şikâyet

ENDAYİŞ : Ottoman Turkish

f. Yaldızlama, sıvama

ENDAYİŞGER : Ottoman Turkish

f. Yaldızcı, sıvacı

ENDAZ : Ottoman Turkish

f. Atan, atmış, atıcı mânasında birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dehşet-endaz $
Dehşet verici, korkutucu

ENDAZ : Ottoman Turkish

" ""atan, atıcı"" mânâsında son ek."

ENDAZE : Ottoman Turkish

f. Ölçü, mikyas. * Arşının bez, basma vesâire ölçmeğe mahsus küçük cinsi. (60 cm.dir) * Tahmin, takdir. * Derece, mertebe. * Mc: Hesap

ENDEK : Ottoman Turkish

f. Az, kalil. * Yaşı küçük, küçük yaşlı

ENDEME : Ottoman Turkish

f. Mazideki sıkıntıları hatırlama, geçmişdeki ıztırabları tahattur etme

ENDER : Ottoman Turkish

(Zarfiyet edatıdır) f. İçinde. Derununda. Dahilinde

ENDER : Ottoman Turkish

pek az bulunan

ENDEREZ : Ottoman Turkish

f. Nasihat, öğüt, vasiyet. * Mektub

ENDERUN : Ottoman Turkish

İç, dâhil. * Kalb, içyüz, gönül. * Vaktiyle Osmanlı Sarayının iç teşkilâtı

ENDERÎ : Ottoman Turkish

Kalın ip, halat. * Şam yakınında bir köyün adı. * Bir dağ adı

ENDİYE : Ottoman Turkish

(Neda. C.) Çiyler, şebnemler

ENDİŞ : Ottoman Turkish

Düşünen, mülâhaza eden, ölçülü davranan mânasında sıfat terkiblerinde kullanılır. Meselâ: Akibet-endiş $
Her işin sonunu düşünen

ENDİŞE : Ottoman Turkish

f. Korku. Düşünce. Merak, keder, kuruntu

ENDİŞE-İ İSTİKBAL : Ottoman Turkish

Gelecek zamanı düşünmekten gelen merak, üzüntü, keder. Geleceği düşünmek