Turkish
ENFES : Ottoman Turkish
Daha hoş. Çok hoş. Daha iyi. Pek nefis
ENFES : Ottoman Turkish
pek nefis, çok hoş
ENFES-İ ÂSÂR : Ottoman Turkish
Eserlerin en nefisi, eserler içinde en değerli olanı
ENFEZ : Ottoman Turkish
En nüfuzlu, daha tesirli
ENFİYE : Ottoman Turkish
Buruna çekilen çürütülmüş tütün tozu
ENFLASYON : Ottoman Turkish
Fr. Piyasaya gerektiğinden fazla kâğıt para çıkartmaktan dolayı paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi
ENFÂ : Ottoman Turkish
daha faydalı
ENFÂS : Ottoman Turkish
nefesler
ENFÎ : Ottoman Turkish
Burunla ilgili
ENFÛS : Ottoman Turkish
nefisler, ruhlar
ENFÜS : Ottoman Turkish
(Nefs. C.) Nefsler, ruhlar, canlar. Yaşayanlar
ENFÜSÎ : Ottoman Turkish
"Bir kimseye mahsus görüş ve düşünüş. Nefse, kendi hayatına aid, dâhile aid. (Subjektif) (Objektifin zıddı)(İ'lem eyyüh-el-aziz! Afaki mâlumat, yâni; hâriçten, uzaklardan alınan mâlumat, evham ve vesveselerden hâli olamıyor. Amma bizzat vicdâni bir şuura mahal olan enfüsi ve dâhili mâlümat ise evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh merkezden muhite, dâhilden hârice bakmak lâzımdır. M.N.)"
ENFÜSÎ : Ottoman Turkish
nefisle ilgili, insanlarının kendi iç âlemlerine ait
ENGAM : Ottoman Turkish
f. Vakit, zaman, an. Mevsim. (Aslı: Encam'dır.)
ENGAME : Ottoman Turkish
f. Topluluk, cemaat, kalabalık, izdiham. Toplanma yeri, meclis. * Muharebe yeri, ceng meydanı. * Oyuncular derneği
ENGAR : Ottoman Turkish
f. Sanma, zan, tasavvur. şüphelenme. * Tamamlanmayan, eksik kalan iş
ENGARE : Ottoman Turkish
f. Tamamlanmayan, eksik kalan iş, nakış veya taslak. * Hikâye, efsâne, roman, kıssa. * Başdan geçen bir olayı tekrarlama. * Hesap defteri. * Utanarak geri geri çekilme
ENGAZ : Ottoman Turkish
f. San'atkârların kullandıkları san'at âletleri
ENGEL : Ottoman Turkish
t. (Bak: Mâni')
ENGİHTE : Ottoman Turkish
f. Yükseltilmiş, karıştırılmış, oynatılmış, koparılmış
ENGİZ : Ottoman Turkish
f. Koparan, karıştıran, tahrib eden
ENGİZ : Ottoman Turkish
" ""koparan, veren"" mânâsında son ek."
ENGİZİSYON : Ottoman Turkish
Fr. XVI. ve XVII. asırlarda Hristiyan Katolik Mezhebine âit kiliselerden alâkayı kesen veya Papa'ya karşı gelenlere yapılan
insanları arslanlara parçalatmak, fırında yakmak gibi- dehşetli işkenceler veya onları bu azaba mahkûm eden mahkemelere verilen isim. * Çok ağır ve çok zâlimce cezâya hükmeden mahkeme. * Çok ağır işkence
ENGİZİSYON : Ottoman Turkish
kiliselerin işkenceci mahkemeleri
ENGİŞT : Ottoman Turkish
f. Kömür
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani