Multilingual Turkish Dictionary

English Turkish

English Turkish
A CHIP OF THE OLD BLOCK : English Turkish

abasının oğlu, babasına çok benzeyen çocuk

A CHIT OF A GIRL : English Turkish

delişmen kız

A CLEAR CONSIENCE : English Turkish

n. vicdan rahatlığı, gönül rahatlığı

A CLOSE SHAVE : English Turkish

n. sinekkaydı traş, ucuz kurtulma

A CLUSTER OF BEES : English Turkish

n. oğul

A DARK HORSE : English Turkish

kapalı kutu, sır küpü, yeteneklerini gizleyen kimse

A DECIDED AFFIRMATIVE : English Turkish

n. kuvvetli ve olumlu karar

A DEUX : English Turkish

adv. iki kişi arasında, ikisi için

A DEVIL INCARNATE : English Turkish

n. insan kılığındaki şeytan, şeytanın ta kendisi

A DEVIL OF A FELLOW : English Turkish

çabuk ve hünerli kimse; parlak zekalı kimse; seçkin kimse

A DICKENS OF A MESS : English Turkish

n. karmakarışıklık

A DIME A DOZEN : English Turkish

adj. beş para etmez, harcıâlem şeyler

A DITHERING IDIOT : English Turkish

sarsak, eblek

A DIVISION : English Turkish

A bölümü, ordunun, personelle ilgilenen bölümü

A DOLL'S HOUSE : English Turkish

Bir Bebek Evi, Henrik Ibsen tarafından yazılmış olan bir oyun

A DRAUGHT OF BEER : English Turkish

n. bir fırt bira, bir yudum bira

A DROWNING MAN GRASPS AT A STRAW : English Turkish

oğulan adam saman çöpüne sarılır, ümitsiz insan herşeyi dener

A FACE LIKE THE BACK OF A BUS : English Turkish

otobüsün götü gibi yüz, çok çirkin

A FACE SUFFUSED WITH BLUSHES : English Turkish

n. utançtan kızarmış yüz

A FAIR SUM : English Turkish

n. bir hayli, epeyce miktar

A FALSE STEP : English Turkish

n. yanlış adım

A FAR CRY : English Turkish

adv. farklı, bambaşka

A FAR CRY FROM : English Turkish

adv. bambaşka, farklı

A FAT CHANCE : English Turkish

n. zayıf bir ihtimal, küçük bir şans

A FAT LOT YOU CARE : English Turkish

irisi gerçekten ilgilendiğini sanabilir!