Multilingual Turkish Dictionary

English

English
TROPICAL CLIMATE : English Turkish

tropikal iklim, sıcak ve nemli hava, ekvatora yakın bölgelerin karakteristiğindeki iklim

TROPICAL DISEASES : English Turkish

tropikal hastalık, tropikal bölgelere özgü hastalıklar (ör. sıtma)

TROPICAL FISH : English Turkish

n. tropikal balık, sıcak tropikal sularda bulunan ve genellikle akvaryumlarda kullanılan küçük parlak renkli balık

TROPICAL FRUITS : English Turkish

tropikal meyveler, tropikal bölgelerin özelliklerini taşıyan meyveler (ör. ananas, muz, vb.)

TROPICAL RAIN FOREST : English Turkish

tropikal yağmur ormanı, vahşi orman, el değmemiş orman, ilkel orman, ilk çağlara ait orman, sık ağaçlık

TROPICALLY : English Turkish

adv. ctropikal bölgelere özgü, yaz ve kış gündönümlerini işaretleyen enlemler arasında (Yengeç ve Oğlak dönenceleri arasında) dünyanın ekvatoruna yakın bölgelere özgü; kinaye tarzında, konuşmanın bir figürü olarak

TROPICS : English Turkish

n. sıcak kuşak, tropikal kuşak

TROPINE : English Turkish

n. zehirli alkaloid (Kimya)

TROPISM : English Turkish

n. genellikle usually uyarıcıya pozitif veya negatif tepki vererek büyüyen bir organizmanın oryantasyonu (Biyoloji)

TROPOLOGICAL : English Turkish

adj. mecaz kullanma ile ilgili

TROPOLOGY : English Turkish

n. mecaz kullanma

TROPOSPHERE : English Turkish

n. troposfer

TROPOSPHERIC : English Turkish

adj. troposferle alakalı, hava olaylarının görüldüğü atmosferin en alt katmanı ile alakalı

TROPOSPHERIC OZONE : English Turkish

(Ekoloji) troposferik ozon, Dünya atmosferinin en alt katmanında bulunan ozon (dumana ve nefes alma problemlerine sebep olan)

TROPPO : English Turkish

adv. "çok fazla değil" anlamındaki "non troppo" ifadesinin bir parçası (Muzik)

TROT : English Turkish

n. tırıs, hızlı yürüyüş, kırıtarak yürüme, kopya (sınav), cevap anahtarı, tek atlı araba yarışı

TROT : English Turkish

v. tırıs gitmek, hızlı yürümek, acele etmek, tırısa kaldırmak

TROT ALONG : English Turkish

v. yola koyulmak

TRUCKING : English Turkish

n. kamyon nakliyesi, kamyon taşımacılığı; pazar sebzelerinin büyümesi; ticari alım satım

TRUCKLE : English Turkish

n. makara, tekerlek

TRUCKLE : English Turkish

v. boyun eğmek, yaltaklanmak

TRUCKLE BED : English Turkish

tekerlekli yatak

TRUCKLER : English Turkish

n. başkasının arzusuna zaaf içerisinde itaat eden kimse

TRUCKLOAD : English Turkish

n. bir kamyonun tam kapasite yükü; kamyon taşımacılığında nakledilmesi gereken minumum ağırlık

TRUCKMAN : English Turkish

n. kamyon şoförü, kamyoncu, bostancı, sebzeci