Multilingual Turkish Dictionary

English

English
TRUMPERY : English Turkish

n. değersiz şey, süprüntü, saçma

TRUMPERY : English Turkish

adj. değersiz, boş, ucuz

TRUMPET : English Turkish

n. trompet, boru, fil sesi

TRUMPET : English Turkish

v. boru çalmak, trompet çalmak, ilan etmek, bağırmak (fil)

TRUMPET FORTH : English Turkish

v. ilan etmek

TRUMPET MAJOR : English Turkish

trompet bandosu

TRUMPET-SHAPED : English Turkish

trompet şeklinde, trompete benzeyen

TRUMPETER : English Turkish

n. trompetçi, borazancı, tellal, borazancı kuşu (g. amer.)

TRUMPETING : English Turkish

n. bir şaftın tuğla kaplamasının arkasında açılan kanal (Madencilik'te)

TRUMPING : English Turkish

n. koz, koz kartı oynama hareketi, koz atma eylemi, diğerlerinin üzerinde olan aynı cins bir kağıdı oynayamadığın zaman bir koz atarak kağıtları alma eylemi (Kart oyunu, Kağıt oyunu)

TRUNCATE : English Turkish

adj. tepesi kesik, ucu kesik

TRUNCATE : English Turkish

v. ucunu kesmek, tepesini kesmek, budamak, kesmek (bilgisayar)

TRUNCATE CONE : English Turkish

n. kesik koni

TRUNCATE PYRAMID : English Turkish

n. kesik piramit

TRUNCATED : English Turkish

adj. kesik, devrilen, kesilen, koparılan, budanan, organı alınan; arkası/sonu bir planya ile kesilip koparılan geometrik bir şekle ilişkin

TRUNCATED CONE : English Turkish

kesik koni, üst kısmı olmayan koni

TRUNCATED PYRAMID : English Turkish

kesik piramit, üst kısmı olmayan piramit

TRUNCATION : English Turkish

n. tepesini kesme, ucunu kesme, kesme [bilg.]

TRUNCHEON : English Turkish

n. cop, kalın sopa

TRUNDLE : English Turkish

n. tekerlek (küçük), yuvarlama

TRUNDLE : English Turkish

v. yuvarlamak, yuvarlayarak taşımak, iterek sürmek (tekerlekli şey), yuvarlanmak

TRUNDLE ALONG : English Turkish

v. yuvarlanmak

TRUNDLE BED : English Turkish

tekerlekli yatak

TRUNDLER : English Turkish

n. yuvarlayan kimse, yuvarlayarak taşıyan kimse, bir başka nesnenin yuvarlanmasına sebep olan kimse veya şey; yuvarlanan, yuvarlanan şey

TRUNK : English Turkish

n. gövde, beden, bagaj [aut.], bavul, fil hortumu, şehirlerarası konuşma, bağlantı noktası [bilg.], ana hat, anayol