Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HARÂBEZÂR : Ottoman Turkish

yıkılmış yer

HARÂBİYET : Ottoman Turkish

haraplık

HARÂM : Ottoman Turkish

dince yasak edilmiş şey

HARÂMİYET : Ottoman Turkish

haramlık, yasaklık

HARÂMÎ : Ottoman Turkish

haydut, yolkesen

HARÂRET : Ottoman Turkish

sıcaklık, ısı

HARÂRÂT : Ottoman Turkish

hararetler, sıcaklıklar

HARÂS : Ottoman Turkish

f. Hayvanla döndürülen değirmen

HARÂS-I HARÂB : Ottoman Turkish

Harap olmuş değirmen. * Mc: Dünya

HARÎ : Ottoman Turkish

f. Hakirlik, horluk

HARÎ' : Ottoman Turkish

Kimseden çekinmeyen, fâcire kadın. * Çok gülen, gülegen

HARÎB : Ottoman Turkish

Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş

HARÎBE : Ottoman Turkish

(C.: Harâib) Bir kimsenin geçineceği şey

HARÎC : Ottoman Turkish

Dar, ensiz. * Kuşatılmış

HARÎD : Ottoman Turkish

Tek, ayrı

HARÎK : Ottoman Turkish

Yangın, ateş

HARÎK-ZEDE : Ottoman Turkish

(C.: Harikzedegân) f. Yangından zarar görmüş kişi. Evi ve eşyaları yanmış kimse

HARÎK-I KEBİR : Ottoman Turkish

Büyük yangın. * Büyük Cihan Harbi

HARÎKA : Ottoman Turkish

Acı, sızı. * Bulâmaç. Yulaf lâpası

HARÎM : Ottoman Turkish

Herkesin giremiyeceği, dokunmıyacağı şey. Haram dairesi. * Şerik. * Bir kişinin olup, başkasının duhul ve taarruzundan masun yer. * Hacıların Mekke-i Mükerreme'de giydikleri libas

HARÎM : Ottoman Turkish

herkesin girmesi yasak yer, harem

HARÎM-İ HÂSS : Ottoman Turkish

Büyük bir kimsenin kendi dairesi

HARÎM-İ İSMET : Ottoman Turkish

Namus ocağı, mukaddes ocak. Kudsi âile yuvası

HARÎME : Ottoman Turkish

Bir kimsenin, istediği gibi kulanabilecek hakka sahib olduğu malı

HARÎR : Ottoman Turkish

Su akarken çağlamak. * Yel eserken fışıldamak. * Horuldamak