Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HÂDİSE : Ottoman Turkish

(C.: Hâdisat, Havadis) Vâkıa, olay. Yeni bir şey, ilk defa olan. Haber

HÂDİSE : Ottoman Turkish

olay

HÂDİSÂT : Ottoman Turkish

olaylar

HÂDİY-ÜT TARİK : Ottoman Turkish

Hidayet yoluna sevkeden, mürşid. Doğru yolda giden

HÂDİYE : Ottoman Turkish

Değnek, asâ, sopa. * Su içinden sivrilerek yükselen kaya

HÂDİŞE : Ottoman Turkish

Derisi parçalandığı halde kan çıkmayan yara

HÂDÎ : Ottoman Turkish

Hidayete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidayet yolunu gösteren. Hidayete, doğruluğa eriştiren. Önde giden

HÂDÎ : Ottoman Turkish

hidayete ermiş, mürşit

HÂFE : Ottoman Turkish

(C.: Hâfât) Sâhil, kıyı, deniz kenarı. * İki veya daha fazla sathın, bir açı teşkil ederek birleşmesinden meydana gelen uzunlamasına keskinlik

HÂFE-İ NEHR : Ottoman Turkish

Nehir kenarı

HÂFE-İ TARÎK : Ottoman Turkish

Yol kenarı

HÂFİL : Ottoman Turkish

Dolu, mümteli

HÂFİR : Ottoman Turkish

Kazan, kazıcı, hafriyat yapan. Yerde çukur açan.(Esâsen kazıcı mânasına sıfat olmakla beraber, atın tırnağına isim olmuştur. Ve o münasebetle tırnağının kazdığı çukura, yani izine ve o suretle açılan çığıra dahi merdiyye mânasına râdiye ıtlak olunur. E.T.)

HÂFİR-İ Bİ'R : Ottoman Turkish

Kuyu kazan

HÂFİR-İ KABR : Ottoman Turkish

Mezar kazan, mezarcı

HÂFIZ : Ottoman Turkish

Alçaltıcı. * İnsana haddini bildiren. * Rahatta olan

HÂFIZ : Ottoman Turkish

Kurânı ezberlemiş kimse

HÂFIZ-I HAKİKÎ : Ottoman Turkish

Hakiki ve tam muhafaza eden. (Allah)

HÂFIZ-I KÜTÜB : Ottoman Turkish

Kitabları hıfzeden, saklayan. Kütüphane me'muru, kütüphaneci

HÂFIZ-I ŞİRAZÎ : Ottoman Turkish

(Bak: Sa'd-ı Şirazî)

HÂFIZA : Ottoman Turkish

Muhafaza eden. Ezberleme kuvvesi. Kuvve-i hâfıza

HÂFIZA : Ottoman Turkish

ezberleme yeteneği

HÂFIZA-PİRÂ : Ottoman Turkish

f. Hafızayı süsleyen. * Uğur sayılarak ezberlenen şey

HÂHEM : Ottoman Turkish

isterim

HÂHİŞ : Ottoman Turkish

f. Fazla arzu, isteyiş