Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HÂKİMANE : Ottoman Turkish

Hükmederek, hâkim olarak. Hâkime yakışır tarzda

HÂKİME : Ottoman Turkish

Kadın hâkim

HÂKİMİYET : Ottoman Turkish

hâkimlik

HÂKİMİYYET : Ottoman Turkish

"Hâkim oluş. Hükmediş. Âmirlik. Üstünlük. Müdahale ve rakibi kabul etmemek hali.(... Evet, bu kâinata geniş bir dikkat ile bakan; kâinatı gayet haşmetli ve gayet faaliyetli bir memleket, belki idâresi gayet hikmetli ve hâkimiyyeti gayet kuvvetli bir şehir hükmünde görür, her şeyi ve her nev'i birer vazife ile musahharâne meşgul bulur. âyetinin askerlik mânasını ihsas eden temsiline göre; zerrat ordusundan ve nebatat fırkalarından ve hayvanat taburlarından, ta yıldızlar ordusuna kadar olan cünud-u Rabbaniyeden, o küçük me'murlarda ve bu pek büyük askerlerde, hâkimâne tekvinî emirlerin, âmirâne hükümlerin, şâhâne kanunların cereyanları, bedahetle bir hâkimiyyet-i mutlakanın ve bir âmiriyyet-i külliyenin vücuduna delâlet ederler. Ş.)"

HÂKİMÂNE : Ottoman Turkish

hükmedercesine

HÂKK : Ottoman Turkish

kazma, oyma

HÂKKA : Ottoman Turkish

Kıyamet günü. * Âfet. Devamlı musibet. (Herkesin ve her kavmin amellerini isbat ve izhar eylediğinden kıyamet gününe bu isim verilmiştir) (L.R.)

HÂKKA SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
suresi olup Mekkîdir

HÂKSARÎ : Ottoman Turkish

Perişanlık, düşkünlük, rezillik

HÂKÎ : Ottoman Turkish

toprakla ilgili

HÂL : Ottoman Turkish

Dayı. * Vücudda hususan yüzde görünen siyah benek, ben

HÂL : Ottoman Turkish

durum, görünüş, nitelik, şimdi, tâkat

HÂL-İ HÂZIR : Ottoman Turkish

Şimdiki zaman, bu anki durum

HÂL-İ İHTİZAR : Ottoman Turkish

Can çekişme, ölüm ânı

HÂL-İ İNTİZAR : Ottoman Turkish

Bekleme hâli

HÂL-İ SAHV : Ottoman Turkish

Arızi veya dâimi sebeplerle, şuurunu kaybetmiş bir kimsenin, muvakkaten şuurunun yerine gelmesi hâli

HÂL-İ SİYAH : Ottoman Turkish

Siyah ben

HÂLE : Ottoman Turkish

ay çevresinde görülen parlak daire, ayla

HÂLEDÂR : Ottoman Turkish

hâleli

HÂLEN : Ottoman Turkish

durumca, şimdi de

HÂLET : Ottoman Turkish

Suret. Hâl. Keyfiyet

HÂLET : Ottoman Turkish

hâl, durum

HÂLET-İ CEHENNEM-NÜMUN : Ottoman Turkish

Cehennem gibi çok azab verici hal

HÂLET-İ GAŞY : Ottoman Turkish

Kendini bilmeyecek derecede baygınlık

HÂLET-İ NEZ' : Ottoman Turkish

Ölüm hâleti. Can verme zamanı. Sekerat vakti