Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ISKAÇA : Ottoman Turkish

Gemi direğinin ayaklığı

İSKENDER : Ottoman Turkish

sayısız beldeler fethetmiş bir hükümdar

ISKOTA : Ottoman Turkish

İtl. Büyük yelkenleri kullanmaya yarayan ip

ISKUNA : Ottoman Turkish

ing. İki direkli bir nevi yelkenli gemi

İSKÂN : Ottoman Turkish

yerleştirme

İSKÂT : Ottoman Turkish

susturma

ISLA' : Ottoman Turkish

Ateşte kızdırmak. Ateşte yakmak

ISLAH : Ottoman Turkish

İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek. (Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. S.)

ISLAH-I HÂL : Ottoman Turkish

Kendi halini ıslah etme, düzeltme

ISLAH-I ZÂT-ÜL BEYN : Ottoman Turkish

Aralarındaki kırgınlığı kaldırarak iki kişiyi barıştırma

ISLAHAT : Ottoman Turkish

Kusurları ve eksiklikleri gidermek için yapılan işler ve düzeltmeler

ISLAHAT-I ADLİYE : Ottoman Turkish

Adli ıslahat

ISLAHAT-I ASKERİYE : Ottoman Turkish

Askerlikte yapılan ıslahatlar. Askerî ıslahat

ISLAHAT-I MÜLKİYE : Ottoman Turkish

İdarede yapılan düzeltmeler, yenilikler

ISLAHATPERVER : Ottoman Turkish

Islahat taraftarı, ıslahatı seven

ISLAHEN : Ottoman Turkish

Islah ederek, düzelterek

ISLAHHANE : Ottoman Turkish

Tar: San'at mekteblerine önceleri verilen isim. * Islah evi

ISLAHPEZİR : Ottoman Turkish

Islah edilebilir olan. Düzeltme ve tâmir kabul eden, ıslaha kabiliyeti olan

ISLAHÎ : Ottoman Turkish

(Islahiyye) Islah etmeye ve düzeltmeğe dair. Düzeltme ile alâkalı

ISLİHMAM : Ottoman Turkish

Ayak üstüne durmak

İSLÂM : Ottoman Turkish

Hazreti Muhammed aleyhisalâtü vesselâmın getirdiği din

İSLÂMİYET : Ottoman Turkish

islâmlık

ISLÎ' : Ottoman Turkish

Boynu ince ve başı fındık gibi yumruca olan yılan

ISLÎT : Ottoman Turkish

Zinetli kılıç, üzeri süslenmiş kılıç

İSM : Ottoman Turkish

günah, suç