Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
LAHLAHA : Ottoman Turkish

Güzel kokuların karışmasından meydana gelen koku. * Güzel kokularla yapılan bir nevi macun

LAHLAHANİYE : Ottoman Turkish

Pelteklik, kekemelik

LAHM : Ottoman Turkish

Et. Her şeyin içi ve üzeri. * Bir işi sağlam kılmak. * Kırık şeyi kuyumcunun yapıştırması. Lehimlemek. * Bir yerde ilişip kalmak

LAHM Ü ŞAHM : Ottoman Turkish

Et ve yağ

LAHME : Ottoman Turkish

Et parçası

LAHN : Ottoman Turkish

Güzel ve kaideli ses. * Nağme. * Kaideye uymayan yanlış okuyuş. * Usulüne uygun okumak. * Sadece muhatabın anlıyacağı şekilde remizle söz söylemek. * Meyl. * Fehmeylemek. * Lisan. * Lügat. Fetva. Mânâ. Mefhum

LAHN : Ottoman Turkish

güzel ses, kuralsız okuyuş

LAHS : Ottoman Turkish

Gözün üst kapağının etli olması

LAHS (LİHÂS) : Ottoman Turkish

Darlık. * Şiddet. * Meşakkat, zahmet

LAHT : Ottoman Turkish

İri cüsseli kimse

LAHT-I CİĞER : Ottoman Turkish

Ciğerden kopma

LAHUS : Ottoman Turkish

Uğursuz, meş'um

LAHUT : Ottoman Turkish

İlâhî âlem. Uluhiyet âlemi. Ruhanî, manevî alem

LAHUTİYAN : Ottoman Turkish

Uluhiyet âlemine girebilen melekler

LAHUTÎ : Ottoman Turkish

Uluhiyet âlemine mensub ve müteallik olan. Sır âlemi. Gaybî âleme ait. Ruhanî âlemle alâkalı

LAHV : Ottoman Turkish

Kabuğunu soymak

LAHVA : Ottoman Turkish

Abes, bâtıl sözleri çok söyleyen, boş konuşan kadın. (Müz: Elhâ)

LAHY : Ottoman Turkish

Sakalın bittiği yer

LAHZ : Ottoman Turkish

Ahlâkı yaramaz kimse

LAHZA : Ottoman Turkish

Göz açıp kapayacak kadar kısa zaman. Bir an. En kısa zaman. Göz ucu ile bir bakış. Zaman

LAHZA : Ottoman Turkish

an, en kısa zaman

LAHÎ : Ottoman Turkish

Oyuncu. * Boşuna ve mânasız eğlenen. Oyalayan

LAHÎM : Ottoman Turkish

Semiz, etli, şişman

LAHÎS : Ottoman Turkish

Dar nesne