Turkish
LAKÎ : Ottoman Turkish
(Lâkıy) İtibarsız ve değersiz, zelil kimse. * Önemsiz ve kıymetsiz şey
LAKÎM : Ottoman Turkish
Yontulmuş veya yonulmuş
LAKÎT(A) : Ottoman Turkish
Yerden kaldırıp alınmış ve sahipsiz kalmış bir şey. Sokakta bulunan mal, para. * Sokağa atılmış yeni doğmuş çocuk. (Bak: Lukata) * Üzerine ansızın gelinen kuyu
LALA : Ottoman Turkish
"f. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar hakkında ""Atabek"" karşılığı olarak kullanılan bir tâbir olduğu gibi, şehzâdelerin mürebbilerine de bu ad verilirdi. * Saraya alınan acemilerin terbiyesine memur edilenler. * Eskiden büyük memurlarla zenginler de çocuklarının terbiyesine bakmak üzere ""lâla"" istihdam ederlerdi. Lâla, görünüşte hizmetkâr vaziyetde idiyse de, terbiyesi kendisine havale olunan çocuğa karşı âmir yerinde bulunur; esasen yaşlı ve kâmil insanlardan seçildikleri için çocuklar da kendisine bir mürebbi, bir hoca gibi tâzim ve hürmet ederlerdi."
LALE : Ottoman Turkish
Lâle denen meşhur çiçek. * Vaktiyle suçluların ve delilerin boynuna takılan halka. * İncir koparmak için ucu çatallı değnek
LALEFAM : Ottoman Turkish
f. Lâle renginde. Rengi lâlenin rengine benzeyen
LALEGUN : Ottoman Turkish
f. Lâle renkli. Pembe
LALEHADD : Ottoman Turkish
f. Lâle yanaklı. Yanakları pembe renkte olan
LALEK : Ottoman Turkish
(Lâlekâ) f. Taç. * Papuç, ayakkabı. * Horoz ibiği
LALERENK : Ottoman Turkish
f. Lâle renginde olan. Lâle renkli. Pembe
LALERUH : Ottoman Turkish
f. Lâle yanaklı. Yanağı lâle gibi pembe olan
LALERUHSAR : Ottoman Turkish
f. Lâle yanaklı, al yanaklı
LALESAR : Ottoman Turkish
f. Lâlelik. Lâlebahçesi. * Sığırcık kuşu
LALEVEŞ : Ottoman Turkish
f. Lâleye benziyen. Lâle gibi
LALEZAR : Ottoman Turkish
f. Lâle bahçesi. Lâlelik
LAMME : Ottoman Turkish
Cin çarpması. Çarpıklık. * Yaramaz nesne
LANDO : Ottoman Turkish
"Fr. Üstü önden ve arkadan açılıp kapanır, körüklü, geniş araba nevilerinden biridir. Halk arasında ""Landon"" şeklinde telâffuz edilen bu araba, fayton ve kupalara nazaran daha ağır ve gösterişli idi."
LARKÎ : Ottoman Turkish
Keçiboynuzu
LAS : Ottoman Turkish
f. Köpek, kelb. * Adi ipek. * Dişi hayvan
LASAF : Ottoman Turkish
Bir cins hurma. * Gübre otunun diplerinde biter hıyar gibi bir nesne. * Yapışmak. * Kurumak. * Parlamak
LASAGA : Ottoman Turkish
Hindibâ denilen ot
LASB : Ottoman Turkish
Yapışmak. * Dar olmak
LASG (LÜSUG) : Ottoman Turkish
Kemik üstündeki derinin zayıflıktan kuruması
LASİYYEMA : Ottoman Turkish
Bâhusus. Hususan. Buna gelince. Herşeyden ziyade. Ençok
LASK : Ottoman Turkish
Yapışmak. Yapışık olmak. Ulaşmak
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani