Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MAKSAD VE MÜSTEKARRIN TEMEYYÜZÜ : Ottoman Turkish

Kelâmın maksadının ve karar kıldığı yerin açık olarak belli olması

MAKSAL : Ottoman Turkish

Mahsul ekilen yer

MAKSAR : Ottoman Turkish

Nihâyet, son, netice

MAKSARA : Ottoman Turkish

(C: Mekâsır-Mekâsir) Köşk, kasr

MAKSEBE : Ottoman Turkish

Sazlık, kamışlık

MAKSEE : Ottoman Turkish

Hıyar tarlası

MAKSİM : Ottoman Turkish

(C.: Makasim) Taksim edilecek, dağıtılacak yer. * Suyun kollara ayrılma yeri. Masluk, savak

MAKSUD : Ottoman Turkish

Kasdedilmiş. Kasdedilen. * İstenilen şey. İstek. Arzu. Gâye

MAKSUM : Ottoman Turkish

Taksim edilmiş, ayrılmış, bölünmüş. * Kısmet, nasib

MAKSUR : Ottoman Turkish

"(Kasr. dan) Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış, alıkonulmuş. * Mahbus. * Kasrolunmuş nesne. * Gelinin üzerine tutulan duvak. * Gr: Bir kısım arapça kelimelerin sonunda yâ şeklinde yazılan, fakat elif gibi okunan harf. (
Dâ'vâ) kelimesinde olduğu gibi. Buna, ""Elif-i maksura"" denir."

MAKSURE : Ottoman Turkish

(C.: Makasir) Câmilerde etrafı parmaklıkla çevrilmiş biraz yüksekçe yer

MAKSUS : Ottoman Turkish

Kesilmiş, kırpılmış

MAKSUV (MAKSIYY) : Ottoman Turkish

Kulağının ucu kesilmiş deve veya koyun

MAKSÛD : Ottoman Turkish

istenen şey

MAKSÛM : Ottoman Turkish

ölünmüş

MAKSÛR : Ottoman Turkish

kısaltılmış

MAKSÜE : Ottoman Turkish

Hıyar tarlası

MAKT : Ottoman Turkish

Vurmak

MAKTA : Ottoman Turkish

kesit

MAKTA' : Ottoman Turkish

"Kesilen yer, kat'edilen yer, kesinti yeri. * Uzun bir cismin enliğine kesildiği yerin görünüşü. * Edb: Her manzumenin, hususen gazellerin ve kasidelerin ilk beytine matla', son beytine makta' denir; makta'da şâirin ismi bulunur."

MAKTAA : Ottoman Turkish

Eskiden üzerinde kamış kalemin ucu kesilerek düzeltilen kemikten veyâ mâdenden yapılmış âlet

MAKTANE : Ottoman Turkish

Pamuk tarlası

MAKTAR : Ottoman Turkish

Damla, katre

MAKTEL : Ottoman Turkish

Birinin öldürüldüğü yer. Bir katlin yapıldığı yer

MAKTEL : Ottoman Turkish

öldürülen yer