Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
REALİZM : Ottoman Turkish

Umumi fikirleri birer hakikat sayan felsefi görüş. Hadiseleri olduğu gibi anlatma ve gösterme gayesi güden san'at çığırı, fikri

REALİZM : Ottoman Turkish

gerçekçilik felsefesi

REAYA : Ottoman Turkish

(Raiyet. C.) Bir kimsenin emri altında bulunanlar. * Bir hükümdar idaresi altında bulunan halk. * Hristiyan tebaa. * Bütün halk

REB' : Ottoman Turkish

Ev, arazi. Barınılan, iskân olunan yer

REBA' : Ottoman Turkish

Uzunluk

REBABE : Ottoman Turkish

(C.: Ribâb) Bazısı bazısına binmiş olan beyaz bulut

REBACE : Ottoman Turkish

Bönlük, ahmaklık, biladet

REBAH : Ottoman Turkish

Faide, menfaat. * Kediye benzer bir canavarın adı

REBAİYE : Ottoman Turkish

(C.: Rebâıyyât) Seniyye ile nâb arasında olan dört diş

REBAZ : Ottoman Turkish

"Şehrin yarısı ve etrafı. * Her nesnenin eğlenecek ve duracak yeri. * Koyun ağılı. * ""Göden bağırsak"" denilen büyük bağırsak."

REBAZE : Ottoman Turkish

Zeki ve anlayışlı kimse. Zarif kimse

REBBİ : Ottoman Turkish

İlmiyle amel eden kişi

REBEB : Ottoman Turkish

Tatlı ve çok su

REBELE : Ottoman Turkish

(Buğday) Çok olmak

REBEZ : Ottoman Turkish

Ayağı hafif. Hızlı yürüyüşlü

REBEZE : Ottoman Turkish

(C.: Rebez-Rebezât) Devenin boyun yünü

REBİ' : Ottoman Turkish

Yaz günü. * Küçük nehir

REBİ-İ EVVEL : Ottoman Turkish

İlkbahar. Çiçeklerin açıp otların bittiği mevsim. (Bak: Rebi-ül Evvel)

REBİ-İ SÂNİ : Ottoman Turkish

Sonbahar

REBİ-ÜL AHİR : Ottoman Turkish

(Rebi-i Sâni) Kamerî ayların dördüncüsü

REBİ-ÜL EVVEL : Ottoman Turkish

Arabî ayların üçüncüsü

REBİB : Ottoman Turkish

(C.: Rebâib) Üvey oğul. * Evde beslenen koyun. (Müe: Rebibe)

REBİBE : Ottoman Turkish

Üvey kız. * Dadı

REBİE : Ottoman Turkish

(C.: Rabâyâ) Gözcülük eden kişi

REBİH : Ottoman Turkish

Organları sülpük ve sarkık olan iri insan