Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SAHİB-KEMAL : Ottoman Turkish

f. Olgun, kemal sahibi

SAHİB-KIRAN : Ottoman Turkish

f. Her zaman muvaffak olan ve üstünlük kazanan hükümdar

SAHİB-NAZAR : Ottoman Turkish

f. Görüşü, tecrübesi ve düşüncesi kuvvetli olan

SAHİB-VÜCUD : Ottoman Turkish

Sözü geçer, mevki sâhibi kimse

SAHİB-ZUHUR : Ottoman Turkish

Baş kaldıran, isyan eden, ayaklanan. Başa geçen

SAHİBU BİL-CENB : Ottoman Turkish

Arkadaş. Refik

SAHİD : Ottoman Turkish

Uyanık

SAHİF : Ottoman Turkish

(Sahâfet. den) Zayıf akıllı. Az fikirli kimse. * Gevşek dokunmuş. Boş

SAHİFE : Ottoman Turkish

Sayfa, kitap sayfası. *Mc: Bir mâna ifade eden her hangi bir şeyin hâli

SAHİFE : Ottoman Turkish

sayfa

SAHİFE-İ HÂLİYE : Ottoman Turkish

Boş sahife

SAHİH : Ottoman Turkish

"Fık: Rükünleri ve şartları tamam olan herhangi bir ibâdet ve muâmele. * Hâlis, kusursuz, şüphesiz. * Edb: Gerek söz bakımından ve gerek mânâca noksanları bulunmayan ifade. * Gr: Kelimenin kök harfleri (Huruf-u asliye)
Hemzeden;
İki aynı harf yanyana geldiği zaman, yalnız biri yazılıp üzeri şeddelenmekten;
Harf-i illet ""vay-ye"" ve bunlardan dönen ""elif""den sâlim bulunursa kelime sahih olur."

SAHİH : Ottoman Turkish

doğru, sağlam, kesin hadîs

SAHİH-İ MÜSLİM : Ottoman Turkish

(Bak: Kütüb-ü sitte-i hadisiyye)

SAHİHAN : Ottoman Turkish

Doğru olarak, cidden, hakikaten, gerçekten

SAHİK : Ottoman Turkish

Uzak. * Müretteb olan söz. * Hemen anlaşılmaz derece. * Çok karışık ve anlaşılmaz söz

SAHİL : Ottoman Turkish

Kişneyen. Kişneyici

SAHİLHANE : Ottoman Turkish

f. Yalı evi

SAHİLNİŞİN : Ottoman Turkish

f. Sâhilde oturan

SAHİLRESİDE : Ottoman Turkish

f. Sâhile varmış, kıyıya ulaşmış

SAHİLSARAY : Ottoman Turkish

Deniz kenarındaki kâşâne, büyük yalı

SAHİME : Ottoman Turkish

Zayıf dişi deve

SAHİMET : Ottoman Turkish

Kin, çekememezlik. * Hased

SAHİN(E) : Ottoman Turkish

(Suhunet. den) Sıcak, kızgın, ısınmış

SAHİR : Ottoman Turkish

(Seher. den) Uykusuz kalan. Uyuyamayan