Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SAHRÂNİŞİN : Ottoman Turkish

çölde oturan, bedevi

SAHRINÇ : Ottoman Turkish

Yağmur sularını biriktirmek için bina altında ve toprak içinde yapılan etrafı duvarlı veya çimento sıvalı su mahzeni

SAHSAH : Ottoman Turkish

(C.: Sahâsıh) Düz yer

SAHSAH(A) : Ottoman Turkish

Döndürmek. * Evin ortası

SAHSALİK : Ottoman Turkish

Katı, şiddetli, şedid. * Yaşlanmış, ihtiyar kadın. * Şiddetli ses

SAHT : Ottoman Turkish

Zor güç, * Sert, katı, çetin. * Güçlü, kuvvetli, sağlam

SAHT (SUHT) : Ottoman Turkish

Hışım, hiddet, kızgınlık, gadap

SAHT-LİGAM : Ottoman Turkish

f. Gem almaz, sert başlı at

SAHTDİL : Ottoman Turkish

f. Katı yürekli

SAHTE : Ottoman Turkish

f. Düzme, yapmacık, yalandan, taklit. * Kalp, karışık

SAHTE : Ottoman Turkish

düzme, yapmacık

SAHTEGÎ : Ottoman Turkish

f. Sahtelik, yalan, düzme

SAHTEKÂR : Ottoman Turkish

f. Sahte iş yapan, hilekâr. Kalpazan

SAHTEKÂR : Ottoman Turkish

sahteci, aldatıcı

SAHTEKÂRÎ : Ottoman Turkish

f. Hilekârlık, sahtekârlık

SAHTEVEKAR : Ottoman Turkish

f. Yapmacık tavırlar takınan, kendini satmaya çalışan

SAHTGİR : Ottoman Turkish

f. Bir şeyi sıkıca tutan

SAHTİ : Ottoman Turkish

f. Sertlik, katılık. * Güçlük. * Sıkıntı

SAHTİYAN : Ottoman Turkish

f. Boyanmış, cilâlanmış deri. Tabaklanmış deri

SAHTİYÂN : Ottoman Turkish

cilâlı deri

SAHTRU : Ottoman Turkish

f. Suratı asık, dargın, kırgın

SAHUN : Ottoman Turkish

Adım tutan eşek

SAHUR : Ottoman Turkish

Temcid yemeği. Ramazan'da şafaktan önce yenen yemekr

SAHV : Ottoman Turkish

Ateş ve ocaktan kül çıkarmak

SAHV : Ottoman Turkish

sahve, ayılma