Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SEMİR : Ottoman Turkish

Arkadaş, refik. * Gece anlatılan kıssa ve hikâye

SEMİRE : Ottoman Turkish

Kaymağı çalkalayıp bir yere toplamadan evvel üstünde görünen yağ parçaları

SEMİT : Ottoman Turkish

Temiz pişirilmiş olan kebap. * Arınmış, temizlenmiş ve pâk olmuş. * Doldurulmuş bağırsak. * Birbiri üstüne yığılmış kiremit. * Bir kat sahtiyan

SEMİY : Ottoman Turkish

Aynı isimde olmak. Adaş, hemnâm

SEMİYYE : Ottoman Turkish

Yüce, yüksek, refia

SEMİZ : Ottoman Turkish

t. Eti, yağı bol. Besili

SEMİZ : Ottoman Turkish

esili

SEML : Ottoman Turkish

(c.: Esmâl) Sulh etmek, barışmak. * Göz çıkarmak. * Pâk edip temizleyip arıtmak

SEMLAH : Ottoman Turkish

Tadı azmış olan yağlı süt

SEMLAK : Ottoman Turkish

(C.: Semâlik) Düz, yüksek yer

SEMM : Ottoman Turkish

Cem' etmek, toplamak. * İyi etmek

SEMM : Ottoman Turkish

zehir

SEMM-İ KATİL : Ottoman Turkish

Öldürücü zehir

SEMM-ÜL HIYAT : Ottoman Turkish

İğne deliği

SEMMAK : Ottoman Turkish

Balıkçı

SEMMAN : Ottoman Turkish

Süzme yağ yapan. Hâlis yağ yapan veya satan kişi

SEMMDAR : Ottoman Turkish

f. Zehirli

SEMMİKATİL : Ottoman Turkish

öldürücü zehir

SEMMÎ : Ottoman Turkish

(Semmiye) Zehirle alâkalı. Zehirli

SEMN : Ottoman Turkish

Semizlik, beslilik, yağlılık. * Tereyağı

SEMPATİ : Ottoman Turkish

Fr. Cana yakınlık, sıcak kanlılık. * Tıb: Her omurilik boyunca olan sağlı sollu yirmi üç boğumdan geçen iki paralel ağ şeklinde sinir sistemi

SEMPATİ : Ottoman Turkish

cana yakınlık

SEMRA : Ottoman Turkish

(Müe.) Esmer. Kumral renkte olan

SEMRA' : Ottoman Turkish

Yemişli ağaç. Meyveli ağaç

SEMRE : Ottoman Turkish

(C.: Semür-Semürât) Sakız ağacı