Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
VEYL : Ottoman Turkish

vay hâline, yazık!

VEYLE : Ottoman Turkish

Küstahlık, rezillik

VEYN : Ottoman Turkish

Kara üzüm

VEYSEL KARANÎ : Ottoman Turkish

(Bak: Üveys-el Karanî)

VEZ' : Ottoman Turkish

(C: Evzâ) Hapsetmek. * Engel olmak, men'etmek. * Islah etmek, yerli yerince etmek, düzeltmek. * Topluluk, cemaat

VEZA : Ottoman Turkish

Tıknaz, topaç, bodur kimse

VEZAİF : Ottoman Turkish

vazifeler, görevler

VEZAN : Ottoman Turkish

"f. ""Olmak"" yardımcı fiiliyle birlikte kullanılır ve ""esen, esici"" anlamlarına gelir."

VEZANET : Ottoman Turkish

Fikir ve görüş isabeti. * Ölçülü olma

VEZANET-İ EFKÂR : Ottoman Turkish

Düşüncelerin isabeti

VEZANÎ : Ottoman Turkish

f. Esinti zamanı

VEZARET : Ottoman Turkish

(Vizaret) Vezirlik. Başvekillik

VEZB : Ottoman Turkish

Su gibi akma

VEZEGA : Ottoman Turkish

Bir cins büyük keler

VEZEN : Ottoman Turkish

Yürürken sallanmak

VEZER : Ottoman Turkish

Sarp dağ. Sığınılacak yer. Kale. Hisar. * Galib olmak

VEZF : Ottoman Turkish

Evmek, acele etmek

VEZİDEN : Ottoman Turkish

f. Yel esmek. * Atılmak, sıçramak

VEZİF : Ottoman Turkish

Evmek, acele etmek

VEZİLE : Ottoman Turkish

(C.: Vezâil) Cilâlı, parlak para. * Parlak madeni ayna

VEZİM : Ottoman Turkish

Sebzevat demeti. * Kurumuş ot

VEZİME : Ottoman Turkish

Hediye

VEZİN : Ottoman Turkish

Hamur yapılmış ebucehil karpuzu. * Asil. * Sabit

VEZİN : Ottoman Turkish

ölçü, tartı

VEZİR : Ottoman Turkish

"Osmanlı Devleti zamanında en yüksek mülkiye rütbelerine ulaşmış paşa. Hükümdar vekili. Pâdişahın yakınlarından ve onun yükünü üzerine alanlardan, mülkün idaresinde fikir ve tedbir ile meded ve yardım eden. Bu tabir ""Vizr"" kelimesinden gelir. ""Vezr"" kelimesinden alınsa; ""halkın sığınağı"" demek olur. Büyük düstur sahibi veya mühür sahibi kabul edilir. Osmanlı devletinde en büyük, mülkiyede en birinci mertebe olarak kabul edilmiştir. Muavin ve muin mânalarına da gelir."