Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
VEŞİ' : Ottoman Turkish

(C: Veşâyi) Bezlerde olan yol yol alaca. * Sümâme otundan yapılan hasır. * Ağaçlardan kuruyup düşen nesne. * Girilmemesi için bahçe ve bostanların çevresine dikilen ağaç veya konan diken. * Az nesne

VEŞİA : Ottoman Turkish

(C: Veşâyi') Üstüne iplik sardıkları ağaç. * Tarikat

VEŞİC : Ottoman Turkish

(C: Veşâyic) Süngü ağacı

VEŞİCE : Ottoman Turkish

Lif. * Ağaç kökü

VEŞİK(A) : Ottoman Turkish

(C: Veşâyık) Kuru et

VEŞİME : Ottoman Turkish

Şer, kötülük. * Düşmanlık

VEŞİZE : Ottoman Turkish

(C: Veşâyız) Kırık kemik parçası

VEŞK : Ottoman Turkish

Yaralamak. * Parçalamak

VEŞK (VİŞÂK) : Ottoman Turkish

Evmek, acele etmek, sür'at

VEŞKAN : Ottoman Turkish

Hızlı ve aceleci kimse

VEŞL : Ottoman Turkish

Az miktarda olan su

VEŞM : Ottoman Turkish

İğne ile kan çıkarmak suretiyle vücudda yapılan damga, işaret

VEŞME : Ottoman Turkish

Yağmur tanesi

VEŞT : Ottoman Turkish

f. Güzel

VEŞVAŞ : Ottoman Turkish

Hafif hal. Hafif adam

VEŞVEŞE : Ottoman Turkish

Hafiflik. * Kırış mırış olmak

VEŞY : Ottoman Turkish

Elbiseyi güzel nakışlamak, süslemek. * Nesil ve zürriyet. * Çoğalma. * Geceleyin devamlı tefekkür ve mütalâa etmek. * Bir çeşit elbise

VEŞZ : Ottoman Turkish

Kırmak. * Dar etmek, darlaştırmak

VEŞŞEMSİ SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
suresidir. Suret-üş Şems de denir. Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur

VİATA : Ottoman Turkish

(C: Viât) Sarı gül

VİCA' : Ottoman Turkish

Hayvanı burma, iğdiş etme

VİCAH : Ottoman Turkish

(Vech. den) Yüz yüze gelmek. Yüzleşmek

VİCAHEN : Ottoman Turkish

Yüzüne karşı. Yüz yüze gelerek

VİCAHÎ : Ottoman Turkish

(Vicahiyye) Yüzyüze olan, karşılıklı olan

VİCAR : Ottoman Turkish

(C.: Vücur
Evcire) Sel suyunun oyduğu yer. * Arslan ve kurt gibi vahşi hayvanların yatağı. İn