Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
VİRAT : Ottoman Turkish

Zekât vermek korkusundan hile edip bir yere toplanmış koyunlarını ayırıp dağıtmak veya perâkende koyunlarını bir yere toplamak

VİRD : Ottoman Turkish

f. Suya ve sair şeye yakın gelme. Su hissesi. Suya müteveccih cemaat. * Talebe, şakird, mürid

VİRD : Ottoman Turkish

devamlı okunan şey

VİRD-İ ZEBAN : Ottoman Turkish

Dilde tesbih. Sık sık tekrar edilen dua, söz, zikir

VİRDİZEBÂN : Ottoman Turkish

dil ile devamlı okunan

VİRK (VERK) : Ottoman Turkish

(C.: Evrâk) Uyluk üstü

VİRÂNE : Ottoman Turkish

yıkıntı

VİSAB : Ottoman Turkish

Yatak, döşek. * Atlama, sıçrama

VİSAD(E) : Ottoman Turkish

Dayanıp rahat edilecek yastık veya şilte

VİSAK : Ottoman Turkish

Kuvvetli, kalın bağ. * Yeminle söz vermeler. Muahedeler. * Peyman

VİSAL : Ottoman Turkish

(Vasıl. dan) Vâsıl olma. Sevdiğine ulaşma. Kavuşma. Ayrılıktan kurtulma.(Fâni mevcudatın visali, madem fanidir, ne kadar uzun da olsa yine kısa hükmündedir. Senesi bir saniye gibi geçer. Hasretli bir hayal ve esefli bir rüya olur. L.) Öyle ise Bâki'nin yolunda çalışmak lâzım gelir

VİSAM : Ottoman Turkish

(Vesim. C.) Damgalılar. Alâmetlenmiş olanlar. * Güzel yüzlü olanlar. * Rastıklılar

VİSATA : Ottoman Turkish

Kavim arasında şerefli ve aziz olmak

VİSAYE : Ottoman Turkish

Vasiyet etmek

VİSL : Ottoman Turkish

(C.: Evsâl) Benzer. Misil. * Uzuv, âzâ, organ

VİSME : Ottoman Turkish

Bir boya otu. * Çivit yaprağı

VİSÂDENİŞİN : Ottoman Turkish

f. Yastığa yaslanıp oturan

VİSÂL : Ottoman Turkish

kavuşma

VİTAM : Ottoman Turkish

Çulhaların beze sürdükleri nesne

VİTAMİN : Ottoman Turkish

Fr. Vücudda yokluğu bazı hastalıklara yol açan ve taze yiyeceklerde ve bazı meyvalarda bulunan organik madde. A, B, C, D, E gibi remizlerle gösterilen çeşitleri vardır

VİTAS : Ottoman Turkish

Kazmak. * Kırmak

VİTR : Ottoman Turkish

Tek olan şey. Çift olmayan. Tenha. * Yatsı namazından sonra kılınan üç rekât namaz. * Kurban bayramından bir önceki gün. (Bak: Vetr)

VİZAM : Ottoman Turkish

Her nesnenin ağırlığı. * Başka birşeyle karışmış olan nesne. (Buğdayla karışmış toprak gibi.)

VİZARE : Ottoman Turkish

Yardım etmek. * Kuvvet vermek

VİZİTE : Ottoman Turkish

ing. Ziyaret. * Doktorun bir hastayı ziyareti. * Hekim ücreti