Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İ'TİFAR : Ottoman Turkish

Yere vurma. Kavrayıp yere çarpma. Üzerine atılıp kavrama

İ'TİKAB : Ottoman Turkish

Veresiye vermeme. Bir malı borç olarak satmama. Parasını almadıkça malı teslim etmeme

İ'TİKAD : Ottoman Turkish

İnanmak. İnanç. Sıdk ve doğruluğuna kalben kararlı olmak. Gönülden tasdik ederek inanmak. Dinin temelini meydana getiren şeylere inanmak. (Bak: İltizam)

İ'TİKAD-I FÂSİD : Ottoman Turkish

Bozuk inanç

İ'TİKADİYAT : Ottoman Turkish

İtikada ait mes'eleler

İ'TİKADÂT : Ottoman Turkish

(İ'tikad. C.) İnanışlar. Bağlanışlar ve inançlar

İ'TİKADÂT-I BÂTILA : Ottoman Turkish

Bâtıl, hak olmayan, asılsız şeylere inanışlar

İ'TİKADÎ : Ottoman Turkish

İtikad ve inançla alâkalı

İ'TİKAL : Ottoman Turkish

Sağmak için koyunun ayaklarını iki bacağı arasına alma. * Devenin dizini büküp bağlama. * Güreş yaparken rakibini sarmaya getirip yıkma

İ'TİKAM : Ottoman Turkish

Biriktirme, yığma

İ'TİKAR : Ottoman Turkish

Birbirine karışıp sayılamama

İ'TİKAS : Ottoman Turkish

Tersine dönme, akislenme

İ'TİKÂF : Ottoman Turkish

"Bir şeye devam etmek. * Ist: Bir yere çekilip yalnız ibadetle meşguliyet. Hususan Ramazanın son on gününde, mescidlerde ve buna benzer yerlerde kalıp, ibadet, ilm-i iman ve Kur'an, evrad ve ezkâr gibi ibadetlerle meşgul olmak. Böyle bir kimseye ""Mu'tekif"" denir."

İ'TİKÂL : Ottoman Turkish

(Ekl. den) Kemirme, kemirerek yeme. * Dalgaların, deniz kenarlarındaki karaları döğerek aşındırması. * Tıb: Yaranın, vücudu yemesi. Yaranın büyümesi

İ'TİKÂL-İ SEVÂHİL : Ottoman Turkish

Kıyıların aşınması

İ'TİLA : Ottoman Turkish

(Ulüv. den) Yükselmek. Yukarı çıkmak. * Yüksek rütbelere çıkmak

İ'TİLAF : Ottoman Turkish

Yem yeme

İ'TİLAFAT : Ottoman Turkish

(İ'tilaf. C.) Uyuşmalar, anlaşmalar

İ'TİLAK : Ottoman Turkish

Âşık olma, birinin sevgi ve muhabbetine tutulma

İ'TİLAL : Ottoman Turkish

(İllet. den) Hasta olma. * Hastalanma. * Bahane etme. * Her şeyden vazgeçip tek bir şeyle meşgul olma

İ'TİLAM : Ottoman Turkish

Öğrenme, bilme

İ'TİLAN : Ottoman Turkish

Aşikâr ve meydanda olma. İlân olunma, meydana çıkma. * Doğum esnâsında çocuğun görünmesi

İ'TİMAD : Ottoman Turkish

(İtimad) Güvenerek bağlanmak. Emniyet etmek. Bir şeye kalben güvenip dayanmak

İ'TİMAD-ÜD DEVLE : Ottoman Turkish

Devletin itimadı, güveni. * Tar: Safevî sadrazamlarına verilen ünvan

İ'TİMAD-I KAVÎ : Ottoman Turkish

Sağlam itimad, kavi güveniş