Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İRMAN : Ottoman Turkish

f. Arzu, taleb, istek. * Dalkavuk. * Nedâmet, pişmanlık. * Dâvet edilmeden bir yere giden kimse

İRMEGAN : Ottoman Turkish

f. Saadet. İkbal, mutluluk, uğurluluk. * Terbiye eden, mürebbi

İRMİK : Ottoman Turkish

Buğday gibi hububatdan elde edilen ve helva, çorba yapımında kullanılan iri taneli un

İRS : Ottoman Turkish

Vefat eden kimsenin vâsi olup malını almak. * Ölen yakın akrabadan kalan mal, miras, mülk. * Bir şeyin artığı. Fâsıla nişanları

İRSA' : Ottoman Turkish

Mızrak gibi sivri bir şeyle dürtme

İRSAD : Ottoman Turkish

"Gözetlemek. * Hâzır ve âmâde eylemek. * Mükâfat vermek. * Edb: Secili ve kâfiyeli bir cümlede ses uyumundaki ana sesi önce tanıtıp, ondan sonra gelecek kelimeyi tanıtma sanatıdır. Meselâ:Elemin Kays'a kıyas etme din-i mahzunun, Yok idi aklı ne derdi var idi Mecnunun.(Baki)Birinci mısrada ""Kays"" isminin geçmesi, ikinci mısrada ise ""Yok idi aklı, ne derdi var idi."" denmesi sözün sonunun ""Mecnun"" olacağını hemen akla getirmektedir."

İRSAH : Ottoman Turkish

Yerinde tutma, durdurma. Bir şeyi sağlamlaştırma

İRSAL : Ottoman Turkish

(Resul. den) Göndermek, gönderilmek, yollamak. * Havale kılma. * Salıvermek. Kendi haline koymak. * Sürü sahibi olmak. * Elçi gönderme

İRSAL-İ LİHYE : Ottoman Turkish

Salak bırakma

İRSAL-İ MESEL : Ottoman Turkish

"Konuşurken meşhur hikmetli sözleri kullanmak.""Hakir olduysa millet, şanına noksan gelir sanmaYere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten.""""Muini zâlimin dünyada erbab-ı denâettir.Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insâfa hizmetten.""(Namık Kemal)"

İRSAL-İ RÜSÜL : Ottoman Turkish

Cenab-ı Hakk'ın insanlara her hususta ve hususen Allah'a itaatte rehber olacak peygamberler göndermesi

İRSALAT : Ottoman Turkish

(İrsal. C.) Göndermeler. Gönderilen şeyler

İRSALİYE : Ottoman Turkish

Makbuz. * Her hangi bir yere gönderilen eşya veya malların listesi

İRSAN : Ottoman Turkish

Muhkem ve sağlam kılma, rasanet verme

İRSAS : Ottoman Turkish

Eskitme, yıpratma. Eskitilme, yıpratılma

İRSAS-I LİBAS : Ottoman Turkish

Elbisenin yıpranması, eskitilmesi

İRSEN : Ottoman Turkish

Miras olarak, anadan, babadan geçmek yolu ile

İRSİYET : Ottoman Turkish

Verâset. Aile ve soydan geçen benzerlik

İRSÎ : Ottoman Turkish

Miras ile alâkalı, irse âit ve müteallik

İRTA' : Ottoman Turkish

Zoraki ve istemeyerek gülme

İRTAB : Ottoman Turkish

Dikme veya dikilme

İRTAC : Ottoman Turkish

Bir kimsenin sözünü kesme, konuşturmama. * Devamlı yağmur ve kar yağma. * Kapıyı örtme, kapama. * Kıtlık her tarafa yayılma

İRTAM : Ottoman Turkish

Hatırlamak için parmağa iplik bağlama

İRTAT : Ottoman Turkish

Tenbellik etme. Yerinden kımıldamama

İRTECEK : Ottoman Turkish

f. Şimşek, berk